
Hazlarımız ve Sorumluluklarımız
Hayatı hazlarımızla, sorumluluklarımızla ve bunların toplamında oluşan rollerimizle yönetiyoruz demiştik bir makalemizde.
Ancak burada söz ettiğimiz karışımı zamansız, sabit bir denge gibi düşünmek yanıltıcı olur.
İnsan hayatı, tek bir anda kurulmuş bir uyumdan değil; zaman içinde değişen dozlardan oluşur.
Bazen haz ağır basar, bazen sorumluluk.
Zaman zaman roller ön plana çıkar, zaman zaman geri çekilir.
Asıl mesele, bu karışımın ne zaman, ne ölçüde devrede olduğudur.
Sorumluluk neden yük gibi hissedilir?
Sorumluluk çoğu zaman hazla karşı karşıya konur.
“İstemesen de yapman gerekenler” olarak tanımlanır.
Bu tanım, sorumluluğu baştan yabancı ve zorlayıcı bir alana iter.
Oysa bir şeyin yük gibi hissedilmesi, onun zor olmasından çok,
kişinin kendi yönelimiyle temasını kaybetmesiyle ilgilidir.
İnsan bazen çok daha zahmetli işleri isteyerek yapabilirken,
daha basit sorumluluklar altında ezilebilir.
Buradaki fark işin ağırlığı değil,
o işin kişinin hayatındaki yeridir.
Yoldan çıkmak her zaman yanlış yapmak mıdır?
Bu karışımın zaman içinde ayarı bozulduğunda,
insan her zaman “yanlış” yapmış olmaz.
Bazen “yoldan çıkmışım” hissi diye tarif edilen şey,
aslında uzun süre kendini ihmal etmiş olmanın geç fark edilen ağırlığıdır.
Kişi durmamıştır.
Geri çekilmemiştir.
Hazlarına yer açmamış, sınırlarını dinlememiştir.
Ortaya çıkan duygu çoğu zaman suçluluk değil,
üzüntüdür: ihmal edilmişliğin kendine gücenmişliği.
“Kendimi ihmal ettim.”
Bu üzüntü, bu gücenmişlik , fark edilmediğinde ya da taşınamadığında,
insanın üzerine çullanabilir.
Kendini ihmal etmenin bedeli
Kendini ihmal etmek, ahlâkî bir kusur değildir.
Ama bedelsiz de değildir.
İhmal sürdükçe:
- Sorumluluk katılaşır
- Roller sertleşir
- Haz ya bastırılır ya da kontrolsüz biçimde geri döner
Bazı durumlarda kişi bu ihmale katlanamaz.
Bu noktada görülen davranışlar çoğu zaman
“ahlâkî sapma” ya da “kötülük” olarak etiketlenir.
Oysa burada olan şey çoğu zaman şudur:
Taşınamayan bir ihmalin aceleyle kapatılma çabası.
Haz aşırılığa,
sorumluluk zorlamaya,
rol ise kabuğa dönüşür.
Ortaya çıkan şey kötülük değil,
regülasyon kaybıdır.
Haz ve sorumluluk gerçekten karşıt mı?
Haz, çoğu anlatıda anlık keyifle özdeşleştirilir.
Sorumluluk ise uzun vadeli, sıkıcı bir zorunluluk gibi sunulur.
Bu karşıtlık yanıltıcıdır.
Haz, insanı sadece iyi hissettirmek için değil;
bir yöne doğru harekete geçirmek için vardır.
Sorumluluk ise bu yönelimi bastırmak değil,
onu zamana yayabilme kapasitesidir.
Bu nedenle sorun hazda ya da sorumlulukta değildir. Birbirlerine karşıt gibi görünse de bazen alınan sorumluluklar hazla ödüllendirilebilir.
Sorun, bunların yanlış zamanda ve yanlış yoğunlukta devrede olmasıdır. Ödenen bedellerdir veya bedellerin büyüklüğüyle ilgilidir.
Zaman ve doz meselesi
Hayat, ideal bir dengeyle yürümez.
Hayat, ayar yaparak yürür.
- Bazen haz geri çekilir
- Bazen sorumluluk ağır basar
- Bazen roller taşır, bazen boğar
Yoldan çıkmak çoğu zaman yanlış bir seçim değil,
yanlış bir zamanlamadır.
İnsanı yoran yük değil,
yükün kesintisiz hâle gelmesidir.

