Psikoz, gerçeklerle hayal dünyasının karıştığı tüm hastalıklara verilen ortak bir addır. Aynı zamanda genel, şemsiye bir tanıdır. Psikoz, Türkçeye delilik olarak çevrilebilir. Genç erişkinlerde daha sık ortaya çıktığı bilinir. Çoğu zaman psikotik bir deneyimden sonra tam iyileşme görülür. Her 100 gençten üçünün yaşamlarının bir döneminde psikotik belirtiler yaşayabildiği bildirilmiştir. Psikotik bir tablonun izleyeceği yolu anlamak için zamana ihtiyacımız vardır. Psikotik belirtiler şu biçimde özetlenebilir:
Düşüncede bozulma: Cümlelerin sırasının karışması anlamsız konuşmalar, bir diyalogu sürdürmekte güçlük, düşünce üretme hızında artma ya da azalma olabilir.
Yanlış inançlar: Psikotik epizot esnasında kişinin mantıklı düşünce ve kanıtlarla değiştirilemeyen ve sanrı adı verilen yanlış inançlara sahip olabilmesine sık rastlanır. Örneğin sıradan bir kişi olduğu halde polis tarafından arandığını, evinin kameralarla izlendiğini düşünebilir.
Halüsinasyonlar: Psikoz esnasında kişi olmayan sesler, kokular duyabilir, olmayan nesneler görebilir. Örneğin yediği yemeğin tadının değişik olduğunu hissederek bunu zehirlenmeye çalışıldığı inancı ile birleştirebilir.
Duygularda değişiklik: Belirli bir sebep olmadığı halde kişinin duyguları değişiklikler gösterebilir. Dünyayı, çevresini yabancı, kendi vücudunu değişmiş gibi görebilir. Yoğun çöküntülerle heyecanlar arasında gidip gelebilir.
Davranışlarda değişiklik: Psikotik dönemde kişiler her zamanki davranışlarından farklılıklar gösterebilirler. Aşırı aktif ya da tamamen kendi kabuklarına çekilmiş olabilirler. Belirli bir sebep olmadığı halde gülme izlenebilir. Örneğin bir tehdit olmadığı halde polisi arayıp takip edildiğini bildirebilir, yoğun kötülük görme korkusu nedeniyle kişi hiç uyumayabilir.
Belirtilerin şiddeti ve biçimi kişiler arasında büyük farklılıklar gösterebilir. Psikotik belirtiler gösteren kişilerin aileleri ve yakın çevrelerinde bu durum şaşkınlık ve tedirginlik yaratır. Durum çevreye son derece anlaşılmaz gelir. Ancak bu ilk Psikotik belirtilerin tanınması ve hızla bir tedavi planlanması çoğu zaman bozukluğun daha sonraki gidişini belirler. Bu sebeple erken belirtilerin tanınması önemlidir. Bu erken belirtiler hafif, belirsiz, zor tanınır olabilir. Önemli olan kişideki bu değişikliklerin kalıcı ya da giderek kötüleştiğini saptayabilmektir. Bu erken dönemde bazı kişiler içe kapanıp çevre ile temaslarını en aza indirirlerken bazı kişiler duygu ve hislerindeki değişiklikleri çevreleri ile paylaşırlar, ancak bu ilk dönemde açık biçimde yanlış inançlar ya da hayali sesler, görüntüler olmayabilir. Şu durumlarda bir psikotik bozukluğun yaklaşabildiği konusunda dikkatli olmak gerekir:
Eğer kişi daha şüpheci, üzüntülü, endişeli, gergini tahammülsüz, öfkeli hale gelmişse;
Eğer kişi duygudurumda dalgalanmalar, uyku bozuklukları, iştah değişiklikleri, enerji ve motivasyon kaybı, unutkanlık ve dikkat kaybı yaşıyorsa;
Eğer kişi düşüncelerinde hızlanma ya da yavaşlama olduğunu, nesnelerin ve çevrenin her zamankinden değişik göründüğünü, kendi vücuduna yabancı hale geldiğini hissediyorsa;
Kişinin ailesi ve yakın çevresi kişide davranış değişiklikleri, iş yapma becerisinde bir azalma, daha fazla içe kapanıklık, ilişkilerden ve sosyal hayattan kaçma olduğunu hissediyorlarsa bu durum bir psikotik bozukluğun erken habercileri olabilir. Bu belirtiler okul, iş yaşamı ya da kişiler arası ilişkilerde yaşanan strese bağlı kısa süreli değişiklikler de olabilir. Ancak bir Psikotik bozukluğun habercisi ise erken dönemde teşhis edilmesi kişiye çok büyük yarar sağlayacaktır. Bu sebeple durumun erken dönemde bir uzman tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Psikotik bozuklukların en temel belirtisi nedir?
En temel belirti gerçeği değerlendirme yetisinin bozulmasıdır. Kişi hayal ile gerçeği ayırt etmekte zorlanır.
Psikotik grupta yer alan hastalıklar:
1-Şizofreni
2-Psikotik depresyon
3-Psikotik özellikli bipolar bozukluk
4-Şizoaffektif bozukluk
5-Şizofreniform bozukluk
6-Kısa reaktif psikoz
gibi hastalıklardır.
Her ses duymak psikoz belirtisi midir?
Hayır. Uykusuzluk, yoğun stres, bazı ilaçlar veya madde kullanımı da geçici algı değişiklikleri yapabilir. Süreklilik ve işlev kaybı varsa psikoz düşünülür.
Hezeyan (sanrı) ne demektir?
Gerçekle bağdaşmayan ancak kişinin sarsılmaz biçimde inandığı düşüncelerdir. Örneğin takip edildiğine, zehirlendiğine, özel güçlere sahip olduğuna inanmak gibi.
Halüsinasyonlar sadece ses duymak mıdır?
Hayır. En sık işitsel (ses duyma) görülür ama görme, dokunma, koku alma ve tat alma şeklinde de olabilir.
Psikotik kişiler her zaman saldırgan mıdır?
Hayır. Çoğu psikotik hasta saldırgan değildir. Ancak yoğun korku ve kuşku içindeyken savunmacı tepkiler verebilirler.
Davranış değişiklikleri nasıl olur?
İçe kapanma, tuhaf hareketler, kendi kendine konuşma, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, kişisel bakımda bozulma sık görülür.
Düşünce bozukluğu ne anlama gelir?
Konuşmanın dağınık olması, konudan konuya atlama, mantık bağlantılarının kopması, anlaşılmaz ifadeler kullanılmasıdır.
Psikotik belirtiler aniden mi başlar?
Bazı vakalarda ani başlayabilir, bazılarında ise haftalar–aylar içinde yavaş yavaş gelişir.
Psikotik belirtiler her zaman şizofreni anlamına mı gelir?
Hayır. Bipolar bozukluk, ağır depresyon, madde kullanımı, bazı beyin hastalıkları da psikoz yapabilir. Daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Kişi hasta olduğunun farkında olur mu?
Çoğu zaman olmaz. Buna “içgörü kaybı” denir. Kişi yaşadıklarını gerçek kabul eder.
Tedavi edilmezse ne olur?
Belirtiler ağırlaşabilir, sosyal ve mesleki yaşam ciddi bozulur, kronikleşme riski artar.
Psikotik bozukluklar tedavi edilebilir mi?
Evet. Günümüzde ilaç tedavileriyle belirtiler büyük oranda kontrol altına alınabilir ve birçok kişi normal yaşamına dönebilir.
Ne zaman acil müdahale gerekir?
Kişi kendine ya da başkalarına zarar verme riski taşıyorsa, ağır ajitasyon varsa veya gerçeklikten tamamen kopmuşsa acil yardım gerekir.
Bu içerik, psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından hazırlanmış ve güncellenmektedir.


