Zorlamalı Bir Ayrım Üzerine Klinik Notlar

Narsisistik Kişilik Bozukluğu ile Borderline Kişilik Bozukluğu, DSM sınıflandırmasında ayrı tanılar olarak yer alsa da, klinik pratikte bu iki yapılanma arasında keskin bir sınır çizmek çoğu zaman mümkün değildir. Dahası, bu ayrımın her zaman klinik olarak anlamlı olduğu da söylenemez. Benim görüşüme göre her kişilik yapısı, birey için narsisistik bir görünüm sergilemek adına uygun bir sahne sunar.
Bu durumda narsisizm, belirli bir kişilik örgütlenmesine özgü bir yapıdan çok, benliğin kendini düzenleme ve sunma biçimi olarak düşünülmelidir.

Bir başka şekilde şöyle ifade edebilirim: Narsisizm belirli kişilik bozukluğuna ait bir öz değil;
benliğin kendini görünür kılma, anlamlandırma ve sahneleme biçimidir.
Bu nedenle her kişilik örgütlenmesi, her kişilik bozukluğu narsisistik bir nitelik sergileyebilir.

Bu nedenle narsisizm–borderline ayrımı, çoğu durumda zorlamalı bir ayırıcı tanı niteliği taşır.


DSM Açısından Bakıldığında

DSM, narsisistik ve borderline yapılanmaları:

  • farklı tanı başlıkları altında,
  • farklı kriter kümeleriyle

tanımlar.

Ancak her iki tanı da:

  • Cluster B içinde yer alır,
  • duygulanım düzenlenmesi,
  • benlik algısı,
  • kişilerarası ilişkiler

alanlarında belirgin sorunlarla karakterizedir.

DSM bu iki yapıyı ayırırken davranışsal görünümleri esas alır;
gelişimsel ve dinamik ortaklıkları ikincil planda bırakır.


Klinik Gerçeklik: Ortak Bir Zemin

Klinikte narsisistik ve borderline yapılanmalar sıklıkla şu ortak özellikleri paylaşır:

  • benlik bütünlüğünde kırılganlık
  • yoğun ilişki ihtiyacı
  • terk edilme duyarlılığı
  • utanç ve değersizlik temaları
  • savunmacı duygulanım düzenlemeleri

Bu nedenle birçok hasta, zaman içinde iki tanının da ölçütlerini kısmen karşılayabilir.

Bu durum tanısal belirsizlikten çok,
aynı ruhsal sorunun farklı yüzleri olarak düşünülebilir.


Farklılaşma Nerede Zorlanır?

DSM mantığında fark şu şekilde kurulmaya çalışılır:

  • Narsisistik yapılanmada:
    → grandiyözlük, üstünlük, empati yoksunluğu
  • Borderline yapılanmada:
    → terk edilme korkusu, duygusal dalgalanma, kendine zarar

Ancak klinikte bu ayrım çoğu zaman örtüşür:

  • Kırılgan narsisizmde terk edilme korkusu çok belirgindir
  • Borderline hastalarda yoğun grandiyöz fanteziler görülebilir
  • Her iki yapıda da idealizasyon–değersizleştirme döngüsü bulunur

Bu nedenle belirtiler üzerinden yapılan ayrım, yüzeysel kalabilir.


Psikodinamik Açıdan Daha Anlamlı Bir Çerçeve

Psikodinamik bakış açısında narsisistik ve borderline yapılanmalar:

  • farklı kişilikler değil,
  • benlik örgütlenmesinin farklı düzenlenme biçimleri

olarak ele alınır.

Bu perspektifte temel mesele şudur:

Benlik, eksilmeyi ve kaybı ne ölçüde tolere edebiliyor?

  • Narsisistik yapılanmada eksilme inkâr edilerek düzenlenir
  • Borderline yapılanmada eksilme taşkın duygulanım ve ilişki krizleriyle yaşanır

Ancak her ikisi de:

  • tutulamayan yas,
  • benlik sürekliliği kırılganlığı,
  • kayba aşırı duyarlılık

zemininde buluşur.


Ayırmak Ne Zaman Gerekli, Ne Zaman Değil?

Klinikte çoğu zaman şu soru daha anlamlıdır:

“Bu hasta narsisistik mi yoksa borderline mı?”
değil,

“Bu hastanın benliği, kayıp ve eksilme karşısında nasıl düzenleniyor?”

Bu nedenle narsisizm–borderline ayrımı:

  • akademik sınıflandırma için anlamlı olabilir
  • fakat tedavi planı açısından her zaman belirleyici değildir

Birçok durumda, bu iki tanıyı ayırmaktan çok:

  • ilişki örüntülerini,
  • savunmaları,
  • duygulanım düzenleme biçimlerini

anlamak daha işlevseldir.