Narsisistik Kişilik Bozukluğu

Tanı mı, Tutulamayan Yasın Bir İfadesi mi?

Narsisistik Kişilik Bozukluğu (NKB), psikiyatri literatüründe en çok tartışılan kişilik bozukluğu tanılarından biridir.
Tanı, DSM-5-TR’de korunmakta olsa da, kuramsal tutarlılığı ve klinik açıklayıcılığı uzun süredir sorgulanmaktadır.

Bu yazıda NKB’nin DSM’deki yeri özetlenecek; ardından tanının neden sorunlu olduğu, psikodinamik kuramlar ışığında ele alınacak ve narsisizmin bir “kişilik bozukluğu”ndan çok, tutulamayan bir yas sürecinin benlik düzeyindeki ifadesi olarak anlaşılmasının daha açıklayıcı olabileceği tartışılacaktır.


DSM-5-TR’de Narsisistik Kişilik Bozukluğu

DSM-5-TR’ye göre Narsisistik Kişilik Bozukluğu;

  • büyüklenmeci benlik algısı,
  • aşırı hayranlık ihtiyacı,
  • empati yoksunluğu

ile karakterizedir ve 9 ölçütten en az 5’inin karşılanmasıyla tanı konur.

Tanı, Cluster B kişilik bozuklukları içinde yer almakta ve DSM-IV’ten bu yana yapısal olarak neredeyse değişmeden korunmaktadır.

Ancak DSM-5 hazırlık sürecinde NKB’nin tamamen kaldırılması ciddi biçimde tartışılmış, fakat klinik ve politik nedenlerle tanı sistemde tutulmuştur. Bunun sonucu olarak narsisistik yapı, DSM-5’in Alternatif Kişilik Bozuklukları Modelinde (Section III) daha işlevsel ve boyutsal bir çerçevede ele alınmıştır.

DSM-5-TR’ye göre Narsisistik Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri

DSM-5-TR’de (DSM-5-TR) Narsisistik Kişilik Bozukluğu, erken erişkinlik döneminde başlayan ve çeşitli bağlamlarda görülen büyüklük (grandiyözite), hayranlık gereksinimi ve empati yoksunluğu ile giden bir örüntü olarak tanımlanır.

Tanı için aşağıdaki 9 ölçütten en az 5’inin bulunması gerekir:

  1. Kendini büyük görme
    Başarılarını ve yeteneklerini abartır; yeterli başarı olmadan üstün biri olarak tanınmayı bekler.
  2. Sınırsız başarı, güç, zekâ, güzellik ya da kusursuz sevgi fantezileriyle aşırı meşgul olma
  3. “Özel” ve eşsiz olduğuna inanma
    Yalnızca diğer “özel” ya da yüksek statülü kişiler tarafından anlaşılabileceğini veya onlarla ilişki kurması gerektiğini düşünür.
  4. Aşırı hayranlık bekleme
  5. Hak kazanmışlık duygusu
    Ayrıcalıklı muamele görmeyi ya da beklentilerinin otomatik olarak karşılanmasını bekler.
  6. Kişilerarası ilişkilerde sömürücülük
    Kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarını kullanır.
  7. Empati yoksunluğu
    Başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanımakta ya da bunlarla özdeşleşmekte isteksizdir.
  8. Başkalarını kıskanma ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanma
  9. Kibirli, küstah davranışlar veya tutumlar sergileme

Klinik Not (önemli)

DSM burada kriterleri listeler, ancak:

  • bu özelliklerin nasıl geliştiğini
  • hangi koşullarda arttığını ya da çözüldüğünü
  • neden bazı hastalarda grandiyöz, bazılarında kırılgan göründüğünü

açıklamaz.

Narsisistik Yapılanmanın Klinik Alt Tipleri

DSM-5-TR, Narsisistik Kişilik Bozukluğu’nu tek bir tanı kategorisi altında ele alır ve alt tip tanımlamaz.
Buna karşın psikodinamik ve klinik literatürde, narsisistik yapılanmanın farklı görünümler sergileyebileceği uzun süredir tartışılmaktadır.

Bu alt tipler resmi tanı kategorileri değildir;
ancak klinik gözlem ve kuramsal çalışmalarda ayırt edici örüntüler olarak ele alınır.


1. Grandiyöz (Açık) Narsisistik Yapılanma

Bu tip, narsisizm denildiğinde en sık akla gelen görünümdür.

Başlıca özellikleri:

  • belirgin büyüklenme,
  • üstünlük ve ayrıcalık beklentisi,
  • eleştiriye düşük tolerans,
  • empati yoksunluğu,
  • baskın, kibirli ya da küçümseyici tutumlar.

Bu yapı, DSM kriterleriyle en fazla örtüşen narsisistik örüntüdür.


2. Kırılgan (Vulnerable) Narsisistik Yapılanma

Bu tipte grandiyözlük açık değildir; daha çok içsel düzeyde yaşanır.

Özellikleri:

  • yoğun hassasiyet,
  • eleştiriye aşırı duyarlılık,
  • utanç ve değersizlik duyguları,
  • pasif kırgınlık,
  • içe dönük ama beklentisi yüksek benlik algısı.

Bu kişiler dışarıdan depresif ya da çekingen görünebilir;
ancak benlik düzeyinde özel olma beklentisi devam eder.


3. Gizli / Kamufle (Covert) Narsisistik Yapılanma

Literatürde sıkça tartışılan ve halk arasında en çok kafa karıştıran tiplerden biridir.

Bu yapıdaki bireyler:

  • alçakgönüllü,
  • fedakâr,
  • sessiz,
  • geri planda duran

bir görünüm sergileyebilir.

Ancak altta:

  • takdir edilme beklentisi,
  • özel anlaşılma ihtiyacı,
  • fark edilmediğinde kırgınlık,
  • değersizleştirici içsel fanteziler

bulunur.

Bu nedenle bu yapı bazen “kamufle narsisizm” olarak adlandırılır.


4. Somatik Narsisistik Yapılanma

Bu tipte benlik değeri:

  • beden,
  • görünüm,
  • cinsellik,
  • fiziksel çekicilik

üzerinden düzenlenir.

Özellikleri:

  • yaşlanmaya tahammülsüzlük,
  • bedenle aşırı meşguliyet,
  • fiziksel üstünlükle değer kazanma çabası.

5. Serebral (Entellektüel) Narsisistik Yapılanma

Benlik değeri bu yapıdaki kişilerde:

  • zekâ,
  • bilgi,
  • entelektüel üstünlük,
  • kavramsal hâkimiyet

üzerinden kurulur.

Özellikleri:

  • entelektüel küçümseme,
  • duygusal alanı değersizleştirme,
  • “anlamayan” insanlara tahammülsüzlük.

Bu tip, akademik ve entelektüel çevrelerde daha sık gözlemlenir.


6. Ahlaki / Manevi Narsisistik Yapılanma

Bu yapı, özellikle etik, dini veya ideolojik alanlarda ortaya çıkar.

Kişi:

  • ahlaken üstün,
  • daha erdemli,
  • daha “doğru” yerde olduğunu

düşünür.

Bu üstünlük:

  • vicdan,
  • fedakârlık,
  • maneviyat

üzerinden kurulur.

Dışarıdan alçakgönüllü görünebilir;
ancak benlik düzeyinde güçlü bir üstünlük konumu korunur.


Klinik Bir Not: Alt Tipler Ne İşe Yarar?

Bu alt tipler:

  • resmi tanı koymak için değil,
  • klinik anlamayı derinleştirmek için kullanılır.

Aynı DSM tanısını taşıyan iki hastanın:

  • terapötik ittifakı,
  • savunmaları,
  • kırılma noktaları

tamamen farklı olabilir.


Tanı Neden Tartışmalıdır?

Narsisistik Kişilik Bozukluğu tanısı birkaç temel nedenle sorunludur:

1. Fenomenolojik yüzeysellik

DSM tanımı, nasıl göründüğü ile ilgilenir;
neden böyle olduğu sorusuna yanıt vermez.

2. Klinik heterojenlik

Aynı tanı altında:

  • grandiyöz,
  • kırılgan,
  • gizli,
  • çökkün

çok farklı narsisistik örüntüler yer alır.
Bu durum tanının ayırt ediciliğini zayıflatır.

3. Kişilik mi, savunma mı?

Narsisizm sabit bir kişilik yapısı mı,
yoksa benliğin bir düzenlenme biçimi midir?

Bu soru DSM tanı sisteminde yanıtlanmaz.


Psikodinamik Perspektif: Eksilme ve Yas

Psikodinamik kuramda narsisizm, yalnızca bir kişilik özelliği değil, gelişimsel bir süreçle ilişkilidir.

Donald Winnicott

Winnicott’a göre bebeklikte benlik, kendini sınırsız ve her şeye kadir olarak yaşar.
Olgunlaşma, bu omnipotansın kademeli olarak kaybı ile mümkündür.

Heinz Kohut

Kohut ise narsisizmi, benliğin kendini düzenleme çabası olarak ele alır.
Sorun, eksilmenin kendisi değil; bu eksilmenin tolere edilememesidir.

Bu noktada yas kavramı merkezi hale gelir.


Narsisizm: Tutulamayan Yas

Olgunlaşma süreci kaçınılmaz olarak bir eksilme içerir:

  • her şey olma fantezisinin kaybı,
  • mutlak değerli olma inancının çözülmesi,
  • sınırsız benlik algısının sona ermesi.

Bu kayıp sağlıklı biçimde yaşandığında:

  • yas tutulur,
  • kabul gelişir,
  • benlik gerçekliğe yerleşir.

Ancak bu yas tutulamadığında benlik iki savunmacı yola sapabilir:

  1. Çökkünlük ve değersizlik
  2. Narsisistik inkâr ve şişme

Bu açıdan bakıldığında narsisizm,
“kaybedilmiş olanın kaybedilmediğine inanma” çabasıdır.

Tıpkı patolojik yas örneklerinde olduğu gibi, ölmüş olan yaşatılmaya çalışılır.


Narsisistik Kişilik Bozukluğu Bir “Bozukluk” mu?

Bu çerçeveden bakıldığında şu soru kaçınılmaz hale gelir:

Narsisizm bir kişilik bozukluğu mudur,
yoksa tutulamayan bir yasın benlik düzeyindeki anlatımı mı?

DSM tanısı, bu ayrımı yapmaz.
Ancak klinik gözlem, narsisistik belirtilerin çoğu zaman durumsal, ilişkisel ve savunmacı olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle narsisizmi sabit bir kişilik etiketiyle tanımlamak:

  • klinik anlamı daraltabilir,
  • hastayı indirgemeci biçimde etiketleyebilir,
  • terapötik ilişkiyi zorlaştırabilir.

Klinik Sonuçlar

Narsisizmi “kişilik bozukluğu”ndan çok,
eksilme ve yas süreçleriyle ilişkili bir benlik düzenlenmesi olarak ele almak:

  • hastayı ahlaki yargıdan uzaklaştırır,
  • terapötik empatiyi artırır,
  • değişimi mümkün kılar.

Bu yaklaşımda hedef, narsisizmi “kırmak” değil;
tutulamayan yası çalışabilir hale getirmektir.


Sonuç

Narsisistik Kişilik Bozukluğu DSM-5-TR’de yer almaya devam etse de,
tanının kuramsal ve klinik sınırları belirsizdir.

Psikodinamik perspektiften bakıldığında narsisizm;
bir karakter kusuru değil,
olgunlaşma sürecinde yaşanan eksilmenin yasının tutulamamasıdır.

Bu nedenle narsisizmi anlamanın yolu,
büyüklüğü değil,
kaybı anlamaktan geçer.