Kontrol, Doğruluk ve Benliğin Ahlaki Sahnesi

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB), kişilik bozuklukları içinde en sık yanlış anlaşılan yapılardan biridir.
Sıklıkla obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ile karıştırılır; oysa OKKB, anksiyete temelli bir hastalıktan çok, benliğin düzenlenme biçimi ile ilgilidir.

Tanı, DSM-5-TR’de Cluster C kişilik bozuklukları arasında yer alır ve temel olarak kontrol, mükemmeliyetçilik ve esneksizlik ile tanımlanır.


DSM-5-TR’ye Göre OKKB Tanı Ölçütleri

DSM-5-TR’ye göre Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu, erken erişkinlik döneminde başlayan ve çeşitli bağlamlarda görülen aşağıdaki 8 ölçütten en az 4’ünün varlığı ile tanımlanır:

  1. Ayrıntılar, kurallar, listeler ve düzenle aşırı meşguliyet; etkinliğin asıl amacının kaybolması
  2. Mükemmeliyetçilik; görevlerin tamamlanmasını engelleyecek düzeyde
  3. İş ve üretkenliğe aşırı adanma; boş zaman ve ilişkilerin ihmal edilmesi
  4. Ahlak, etik ve değerler konusunda aşırı katılık ve esneksizlik
  5. Yıpranmış ya da değersiz nesneleri atmakta güçlük (duygusal bağ olmaksızın)
  6. Görevleri başkalarına devretmekte isteksizlik, her şeyin “doğru” yapılması beklentisi
  7. Para harcamaya karşı katılık; birikimci tutum
  8. Katı, inatçı ve esnek olmayan tutumlar

DSM tanımı, bu özelliklerin süreğen olmasını ve işlevselliği bozmasını koşul olarak belirtir.


Tanısal Bir Yanılsama: “Titiz İnsan”

OKKB çoğu zaman:

  • çalışkanlık,
  • disiplin,
  • sorumluluk,
  • yüksek standartlar

ile karıştırılır.

Oysa ayırt edici nokta nicelik değil, esnekliktir.

Sorun:

  • düzenin varlığı değil,
  • düzenin bozulmasına tahammülsüzlüktür.

Bu yapıdaki benlik, kontrol kaybını yalnızca rahatsız edici değil,
tehdit edici olarak yaşar.


Psikodinamik Perspektif: Kontrol Yoluyla Süreklilik

Psikodinamik açıdan OKKB, benliğin sürekliliğini:

  • duygu,
  • ilişki,
  • görünürlük

üzerinden değil;

👉 kural, doğruluk ve kontrol üzerinden kurduğu bir düzenlenme biçimidir.

Bu yapıda benlik şunu söyler:

“Doğruysam, dağılmam.”

Kontrol, burada yalnızca dış dünyaya değil;
benliğin kendi iç karmaşasına karşı da kullanılır.


Duygulanımın Ahlakileştirilmesi

OKKB’de duygular genellikle:

  • bastırılır,
  • ertelenir,
  • akılcılaştırılır.

Bunun yerine:

  • “doğru” olan,
  • “olması gereken”,
  • “etik” olan

öne çıkar.

Bu nedenle OKKB, narsisistik anlatısını:

  • üstünlük,
  • görünürlük,
  • dramatizasyon

üzerinden değil;

👉 ahlaki doğruluk ve kusursuzluk üzerinden kurar.

Bu, narsisizmin daha sessiz ama daha katı bir biçimidir.


Narsisistik Anlatı OKKB’de Nasıl Kurulur?

Senin çerçevenle çok net söyleyebiliriz:

OKKB’de narsisistik sahne:

  • “Ben doğruyum”
  • “Ben hata yapmam”
  • “Benim yaptığım yöntem en iyisi”

üzerinden kurulur.

Bu üstünlük:

  • bağırarak değil,
  • göstererek değil,
  • kurallarla kurulur.

Bu nedenle OKKB:

  • alçakgönüllü,
  • fedakâr,
  • ciddi

görünebilir;
ancak benlik düzeyinde güçlü bir üstünlük pozisyonu taşır.


Neden Değişime Dirençlidir?

OKKB’de değişim yalnızca bir uyum meselesi değildir;
değişim, benliğin bütünlüğüne tehdit olarak algılanır.

Çünkü:

  • kural gevşerse,
  • doğruluk bulanıklaşır,
  • kontrol zayıflarsa

benlik, içsel dağılma riskiyle karşı karşıya kalır.

Bu nedenle OKKB’de esneklik:

  • öğrenilmesi zor,
  • ancak terapötik olarak mümkün

bir alandır.


OKB ile Karıştırılmaması

Önemli bir klinik ayrım:

  • OKB → kaygı temelli, ego-distonik, semptomatik
  • OKKB → benlik uyumlu, kişilik düzeyi, süreğen

OKKB’de kişi çoğu zaman:

  • şikâyetçi değildir,
  • sorunları “başkalarında” görür,
  • kendi tutumunu haklı bulur.

Sonuç

Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu, düzen ve kontrol arayışının ötesinde;
benliğin sürekliliğini doğruluk ve ahlak üzerinden kurmaya çalıştığı bir yapılanmadır.

Bu yapı, narsisistik anlatının:

  • sessiz,
  • katı,
  • ahlakileştirilmiş

bir biçimini temsil eder.

Bu nedenle OKKB’yi anlamak, kuralları değil;
kuralların benliği neden tutmak zorunda kaldığını anlamayı gerektirir.


Klinik Duruş Notu

Bu yazı, OKKB’yi “zor kişi” etiketiyle değil;
benliğin kontrol yoluyla ayakta kalma çabası olarak ele almayı amaçlamaktadır.