PsikiyatriNet, ruh sağlığına dair bilgiyi sade ve anlaşılır bir çerçevede sunmayı amaçlayan bir içerik kütüphanesidir.
Burada yer alan yazılar; psikiyatrik durumları, tedavi yaklaşımlarını ve gündelik yaşamdaki yansımalarını, bilimsel temeli koruyarak ele alır.
Bu alan, profesyoneller için olduğu kadar hem kendisi için bilgi arayanlar hem de yakınlarına destek olmak isteyenler için bir referans noktasıdır.
PsikiyatriNet, ruh sağlığına dair bilginin yalnızca üretildiği değil, izlenip yeniden kurulduğu bir içerik alanıdır.
İçerikler psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından hazırlanmakta ve güncellenmektedir.
Aşağıda en güncel içeriklere ve öne çıkan başlıklara ulaşabilirsiniz.
Tikler ve Sesler: Tourette Sendromu
Tourette sendromu, bedensel (motor) ve sesli (vokal) tiklerin bir arada bulunduğu nörogelişimsel bir hastalıktır. İlk kez 1825 yılında tanımlanmış, adını ise 1885 yılında Fransız hekim Georges Gilles de la Tourette’ten almıştır.
Tourette sendromu genellikle çocukluk çağında başlar ve nörobiyolojik kökenli, kalıtsal yatkınlık gösteren bir rahatsızlık olarak kabul edilir. Beyindeki gelişimsel farklılıklar ve nörokimyasal dengesizliklerin hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığı düşünülmektedir.
Motor Tikler
Hastalıkta en sık görülen belirtiler istemsiz, ani ve tekrarlayıcı hareketlerdir. Bunlar arasında:
- Göz kırpma
- Omuz silkme
- Kafa sallama
- Yüz kaslarının kasılması
gibi hareketler bulunur. Tikler vücudun herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilir ve aynı biçimde tekrar eder.
Sesli (Vokal) Tikler
Tourette sendromunda motor tiklere ek olarak sesli tikler de görülür. Bunlar:
- Boğaz temizleme
- Öksürme
- İstemsiz ses çıkarma
şeklinde olabilir.
Bazı hastalarda istemsiz olarak küfürlü, müstehcen veya uygunsuz kelimeler söyleme şeklinde ortaya çıkan bir tik türü görülür. Bu belirti koprolali olarak adlandırılır. Koprolali her hastada bulunmaz, ancak görüldüğünde kişinin sosyal yaşamını ciddi biçimde kısıtlayabilir ve izolasyona yol açabilir.
Tikleri Bastırma
Tourette sendromu olan kişiler tiklerini kısa süreliğine bilinçli olarak bastırabilirler. Ancak bu durum kişide yoğun bir rahatsızlık hissi yaratır. Bastırma döneminden sonra genellikle daha şiddetli bir “tik patlaması” yaşanır.
Hastalığın Seyri
- Başlangıç: Çocukluk veya ergenlik dönemi
- Görülme sıklığı: Yaklaşık 10.000’de 4–5
- Seyir: Kronik, dalgalı (artıp azalabilen)
Tourette sendromu olan kişilerin:
- Zekâ düzeyleri normaldir
- Yaşam süreleri normaldir
Çoğu çocukta tiklerin şiddeti ergenlikten sonra azalır. Yetişkinlikte ağır seyir nadirdir.
Eşlik Eden Durumlar
Tourette sendromuna sıkça şu durumlar eşlik edebilir:
- Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB)
- Dürtü kontrol güçlükleri
- Kaygı bozuklukları
- Depresyon
Genetik Yatkınlık
Bazı ailelerde daha sık görülmesi nedeniyle genetik bir yatkınlık olduğu düşünülmektedir. Ancak hastalıktan sorumlu kesin gen veya genler henüz saptanamamıştır.
Tedavi
Tourette sendromunun tedavisinde ilaçlar kullanılır. Amaç:
- Tiklerin şiddetini azaltmak
- Günlük yaşamı bozmasını önlemek
Hastalık çoğu zaman tamamen ortadan kalkmaz, ancak uygun tedaviyle belirtiler büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Tourette sendromu psikolojik bir hastalık mıdır?
Hayır. Tourette sendromu nörobiyolojik kökenli bir hastalıktır. Beyin gelişimi ve kimyasal iletim sistemleriyle ilişkilidir.
Tourette sendromu zamanla geçer mi?
Birçok hastada ergenlik sonrası tikler belirgin biçimde azalır. Ancak bazı kişilerde erişkinlikte de devam edebilir.
Her Tourette hastasında küfür etme olur mu?
Hayır. Koprolali yalnızca küçük bir hasta grubunda görülür. Toplumda sanılandan çok daha nadirdir.
Tourette sendromu zeka geriliği yapar mı?
Hayır. Tourette sendromu olan bireylerin zekâları normaldir.
Tedavi edilmezse ne olur?
Tikler zamanla artıp azalabilir. Şiddetli durumlarda sosyal yaşamı, okul başarısını ve özgüveni olumsuz etkileyebilir. Tedavi ile bu etkiler büyük ölçüde azaltılabilir.
[embedyt]https://www.youtube.com/watch?v=HPmpIY7XJVE&width=300&height=190[/embedyt]
Tourette sendromu, bedensel ve sesli tiklerin bir arada bulunduğu bir hastalıktır. Tourette sendromu ilk defa 1825 yılında tanımlanmış ve ismini de 1885 yılında Fransız doktor Georges Gilles de la Tourette’den almıştır.
Tourette sendromu genellikle çocukluk yaşlarında başlayan bir tür tik hastalığıdır. Bu hastalık “nörobiyolojik” kalıtsal bir rahatsızlıktır. Beyindeki gelişimsel bozukluklarlar ve her hastalıkta olduğu gibi nörokimyasal dengesizlikler hastalığın muhtemel sebebidir. Kişide istemsiz bedensel tikler vardır. Bunlar göz kırpma, omuz silkme, kafa sallama şeklinde olabilir. Tikler vucudun herhangi bir bölgesinde aynı biçimde tekrar tekrar meydana gelen istemsiz, hızlı, ani hareketlerdir. Ture hastalarında sesli tikler de vardır. Bu biçimde ortaya çıkan tikler öksürme, boğaz temizleme, istemsiz ses çıkarma şeklinde karşımıza çıkar. Bazı Ture Sendromu hastaları, iradesiz olarak küfür veya müstehçen, açık saçık, kötü sözler, kelimeler söylerler. Bu da bir tip tiktir. Bu semptom KOPROLALİ (pis konuşma) olarak adlandırılmaktadır. Tourette Sendromuna sahip hastalarda koprolali belirtisi varsa, kişinin hayatı daha da kısıtlanır, bu durum ileri derecede sosyal izolasyona neden olabilir.
Tourette sendromunda kişi, istemli olarak bir süre tikleri bastırabilir, yapmayabilir. Ama bu anlar kişi için oldukça rahatsız edicidir. Genellikle böyle bir bastırma döneminden sonra bir patlama yaşanır, adeta arada yapılmayan tikleri telafi edercesine bir çeşit tik fırtınası ortaya çıkar.
Başlangıcı çocukluk veya gençlik çağındadır. Görülme sıklığı 10.000’de 4-5’tir. Hastalığın gidişi ise kroniktir, yani uzun yıllar artıp azalarak, ama tam geçmeden devam etme eğilimindedir. Tourette Sendromu hastalarının çoğunda bazı ortak özellikler izlenir. Çocukluk çağındaki hiperakitivite ve dikkat eksikliği, dürtü kontrolünde zorluk olması, korku ve depresyonun daha sık izlenmesi bu sık izlenen ortak özelliklerin başlıcalarıdır. Tourette sendromlu kişiler normal bir zekaya ve yaşam süresine sahiptirler. Çoğu çocukta tiklerin şiddeti ergenlikten sonra azalmaktadır ve yetişkinlikte şiddetli görüldüğü durumlar oldukça nadirdir. Bazı ailelerde daha sık görülmesi nedeniyle genetik yönü olduğu düşünülür ancak Tourette Sendromuna neden olan gen ya da genler henüz bilinmemektedir. Tourette sendromu günümüzde nadir bir sendrom olarak düşünülmemekle beraber çoğu durumda hafif tabir edilebilecek tikler görüldüğünden doğru tanı yapılamamaktadır.
Tedavisinde ilaç tedavileri kullanılır. Ancak hastalık çoğu defa kronik seyirlidir, tedavi ile belirtiler ortadan kalkmaz ama en azından kişinin hayatını etkilemeyecek boyuta indirilebilir.
Bu içerik, psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından hazırlanmış ve güncellenmektedir.



