
Histriyonik Kişilik Bozukluğu
Görünürlük Üzerinden Kurulan Bir Benlik Anlatısı
Histriyonik Kişilik Bozukluğu (HKB), kişilik bozuklukları literatüründe en sık yanlış anlaşılan ve çoğu zaman indirgemeci biçimde ele alınan yapılardan biridir. Tanı, DSM-5-TR’de Cluster B kişilik bozuklukları arasında yer almakta ve temel olarak aşırı duygulanım, dikkat çekme gereksinimi ve kişilerarası etkileşimlerde dramatizasyon ile tanımlanmaktadır.
Ancak bu tanı, yüzeydeki davranış örüntülerini tarif etmekle birlikte, altta yatan benlik düzenlenmesini açıklamakta sınırlıdır.
DSM-5-TR’ye Göre Histriyonik Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri
DSM-5-TR’ye göre Histriyonik Kişilik Bozukluğu tanısı için, erken erişkinlik döneminde başlayan ve çeşitli bağlamlarda görülen aşağıdaki 8 ölçütten en az 5’inin bulunması gerekir:
- Dikkatin odağı olmadığı durumlarda rahatsızlık duyma
- Başkalarıyla etkileşimde uygunsuz derecede baştan çıkarıcı ya da kışkırtıcı davranışlar
- Duyguların hızla değişmesi ve yüzeyselliği
- Dikkat çekmek için fiziksel görünümü kullanma
- Aşırı ayrıntıdan yoksun, izlenimci konuşma tarzı
- Kendini dramatize etme, teatral davranışlar, abartılı duygu dışavurumu
- Kolay etkilenme, başkalarının ya da koşulların etkisine çabuk girme
- İlişkileri olduğundan daha yakın algılama
DSM tanımı, bu özelliklerin süreğen olmasını ve işlevselliği bozmasını koşul olarak belirtir.
Tanının Sınırları
DSM tanımında histriyonik yapı:
- “abartılı”,
- “teatral”,
- “yüzeysel”
gibi sıfatlarla betimlenir.
Ancak bu betimlemeler çoğu zaman:
- yargılayıcı bir dil üretir,
- hastayı karikatürize eder,
- alttaki ruhsal işlevi görünmez kılar.
Bu nedenle histriyonik yapılanmayı yalnızca “dikkat çekme” davranışı üzerinden tanımlamak açıklayıcı değildir.
Psikodinamik Perspektif: Görünürlük ve Benlik Sürekliliği
Psikodinamik açıdan histriyonik yapılanma, benliğin görünürlük üzerinden süreklilik kazanmaya çalıştığı bir düzenlenme biçimi olarak ele alınabilir.
Bu yapıda benlik:
- kendi iç sürekliliğini yeterince hissedemez,
- duygularını içte tutmakta zorlanır,
- varlığını ilişkisel bağlamda ve başkasının bakışıyla kurar.
Bu nedenle histriyonik yapı için bakılmak, yalnızca onay değil;
benliğin dağılmasını önleyen bir tutunma noktasıdır.
“Drama” Bir Amaç Değil, Bir Araçtır
Histriyonik yapılanmada görülen dramatizasyon, çoğu zaman yanlış biçimde:
- manipülasyon,
- yapaylık,
- rol yapma
olarak yorumlanır.
Oysa bu dramatizasyon, benliğin:
“Buradayım, varım, ilişki içindeyim”
demesinin bir yoludur.
Bu anlamda drama:
- bir hedef değil,
- benliğin kendini görünür kılma aracıdır.
Narsisizmle İlişkisi
Histriyonik yapılanma, narsisistik anlatıyla yakından ilişkilidir; ancak fark, anlatının sahnelendiği alandadır.
- Narsisistik yapı → üstünlük ve ayrıcalık üzerinden sahneler
- Borderline yapı → ilişki ve terk edilme tehdidi üzerinden sahneler
- Histriyonik yapı → görünürlük ve duygusal etki üzerinden sahneler
Bu açıdan histriyonik yapı, narsisistik anlatının en görünür, en bedensel ve en duygusal biçimlerinden biridir.
Klinik Bir Not: Neden “Zor Kişilik” Olarak Algılanır?
Histriyonik yapılanma, klinikte sıklıkla:
- sınır ihlali,
- yoğun duygusal talepler,
- terapötik çerçeveyi zorlayan davranışlar
ile karşımıza çıkar.
Ancak bu durum, kötü niyetten çok:
- benliğin sınırlarını içeriden hissedememesi,
- ilişkiyle ayakta durma çabası
ile ilişkilidir.
Bu nedenle klinik duruşta:
- sınırların netliği,
- tutarlılık,
- duygusal tepkilerin sakin biçimde karşılanması
belirleyicidir.
Sonuç
Histriyonik Kişilik Bozukluğu, yalnızca “dikkat çekme” davranışıyla açıklanabilecek bir tablo değildir.
Bu yapı, benliğin sürekliliğini görünürlük ve duygusal etki üzerinden kurmaya çalıştığı bir düzenlenme biçimidir.
Bu çerçevede histriyonik yapılanma:
- narsisistik anlatının bir biçimi,
- benliğin kendini sahneleme yollarından biri
olarak ele alındığında daha anlaşılır hale gelir.
Klinik Duruş Notu
Bu yazı, histriyonik kişilik yapılanmasını etiketleyici bir tanıdan çok,
anlamlandırıcı bir benlik örgütlenmesi olarak ele almayı amaçlamaktadır.

