Depresyon Genetik Bir Hastalık mı?

Depresyonun genetik yönü vardır; ancak depresyon yalnızca genetikle açıklanabilecek bir hastalık değildir. Daha doğru ifade şudur: Depresyon genetik yatkınlık zemininde gelişebilen, biyolojik ve psikolojik etkenlerin birlikte rol oynadığı bir hastalıktır.

Yani genetik, “kader” değildir. Genetik yapı, bazı kişilerde depresyona yatkınlığı artırabilir; fakat hastalığın ortaya çıkıp çıkmayacağını çoğu zaman çevresel stresler, yaşam olayları, kişilik özellikleri ve kişinin ruhsal dayanıklılığı belirler.


Genetik ne demektir?

Depresyon genetiği denildiğinde çoğu kişinin aklına “tek bir gen” gelir. Oysa depresyonda genellikle:

  • tek bir gen değil,
  • birden fazla genin oluşturduğu yatkınlık,
  • ve bu yatkınlığın çevresel etkenlerle etkileşimi

söz konusudur.

Bu yüzden “depresyon geni” gibi tek bir açıklama çoğu zaman yanıltıcıdır. Depresyon genetiği, daha çok duygudurum düzenleme sistemlerinin hassasiyeti ile ilgilidir.


Ailede depresyon varsa bende de olur mu?

Ailede depresyon olması, kişinin depresyon geçirme ihtimalini artırabilir. Ancak bu kesinlik taşımaz. Aynı ailede:

  • bir kişi ağır depresyon yaşayabilir,
  • bir başkası sadece hafif kaygı belirtileri gösterebilir,
  • bir başkası hiç depresyon yaşamayabilir.

Genetik yatkınlık, “olacak” anlamına değil; sadece “olabilir” anlamına gelir.


Depresyonun ortaya çıkmasında genetikten başka neler etkili?

Depresyon çoğu zaman bir “tek neden” sonucu ortaya çıkmaz. Genetik yatkınlığı olan bir kişide bile depresyonu başlatan tetikleyiciler olabilir:

Bu nedenle depresyonu, sadece genetik bir sorun gibi görmek eksik olur.

Depresyonun psikolojik çekirdeği: adı konamayan bir yas yumağı

Depresyonun genetik bir yatkınlık zemininde gelişebilmesi, onun psikolojik çekirdeğinin olmadığı anlamına gelmez. Klinik pratikte depresyonun merkezinde çoğu zaman bir yas süreci görülür. Ancak bu yas her zaman “net bir kayıp” şeklinde değildir.

Bazı durumlarda kayıplar:

  • net olarak tanımlanamaz,
  • birbirinden ayrıştırılamaz,
  • kişinin zihninde birbirine dolaşır,
  • ve bu yüzden “yas tutulamaz” hale gelir.

Bu durumda insan, neye üzüldüğünü bilir gibi olur ama tam olarak söyleyemez. Üzüntünün nesnesi soyutlaşır; kayıp bir noktada “hayatın içine yayılmış” bir ağırlığa dönüşür. Depresyon, çoğu zaman tam da bu noktada ortaya çıkar: adı konamayan, ayrıştırılamayan bir kayıplar yumağı.

Bu nedenle depresyonda sadece üzgünlük değil; aynı zamanda zihinsel bir yavaşlama, isteksizlik, hayattan çekilme ve “hiçbir şeyin anlamı yok” duygusu da ortaya çıkar. Çünkü ortada tek bir kayıp yoktur; yas tutmayı mümkün kılacak sınırları olan bir kayıp yerine, kişiyi içine çeken bir belirsizlik ve ağırlık vardır.

Genetik yatkınlık, bu “yas yumağı”na daha hızlı ve daha kolay düşmeyi artırabilir. Ancak asıl belirleyici olan; kişinin bu kaybı anlamlandırıp ayrıştırabilmesi, yalnız kalmaması ve uygun destekle bu yükün taşınabilir hale gelmesidir.


Genetik yatkınlık nasıl çalışır?

Genetik yatkınlık çoğu zaman şunu yapar: kişinin stres karşısında duygusal sistemini daha kolay kırılgan hale getirir.

  • stres hormon yanıtı daha uzun sürebilir,
  • uyku düzeni daha kolay bozulabilir,
  • düşünce sistemi daha kolay karamsarlaşabilir,
  • duygular daha kolay “çökme” yönüne kayabilir.

Ama iyi sosyal destek, doğru yaşam düzeni ve zamanında psikiyatrik yardım bu kırılganlığı dengeleyebilir.


Depresyon genetikse tedavi işe yaramaz mı?

Hayır. Tam tersine: depresyonun genetik yönü olması, tedaviye dirençli olacağı anlamına gelmez.

Depresyon tedavisinde:

  • psikoterapi
  • ilaç tedavileri
  • yaşam düzenlemeleri
  • stres yönetimi
  • uyku ritminin düzeltilmesi

çok etkili olabilir.

Genetik yatkınlık, tedavinin gereksiz olduğu anlamına değil; bazen daha erken ve daha düzenli tedavi gerektiği anlamına gelir.


Sonuç

Depresyonun genetik yönü vardır, ancak depresyon yalnızca genetik bir hastalık değildir. Depresyon; genetik yatkınlık, yaşam olayları, stres, psikolojik yapı ve biyolojik ritim gibi birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık kişinin riskini artırabilir ama depresyonu kaçınılmaz kılmaz. Erken fark etmek, destek almak ve düzenli tedaviyle depresyonun gidişi büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

“Depresyon tanısı koymak kolaydır; asıl mesele müdahalenin dilini seçmektir: genetik çekirdek varsa biyolojik tedavi, yoksa örüntüyü bulup yasın terapisine ulaşmak gerekir.”

“Bu nedenle depresyonu yalnızca bir belirti kümesi değil, bir süreç ve bir örüntü olarak ele almak gerekir.”


Bu içerik, psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından hazırlanmış ve güncellenmektedir.