
Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Vazgeçilmezlik Üzerinden Kurulan Bir Benlik Anlatısı
Bağımlı Kişilik Bozukluğu (BKB), kişilik bozuklukları içinde en sık yanlış okunan yapılardan biridir.
Çoğu zaman yalnızca “zayıflık”, “pasiflik” ya da “yetersizlik” üzerinden değerlendirilir.
Oysa bu yapı, benliğin sürekliliğini başkasına tutunarak sağlamaya çalıştığı özgül bir düzenlenmeyi temsil eder.
Tanı, DSM-5-TR’de Cluster C kişilik bozuklukları arasında yer alır ve temel olarak ayrılma korkusu, karar vermede güçlük ve aşırı bağlanma ihtiyacı ile tanımlanır.
DSM-5-TR’ye Göre Bağımlı Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri
DSM-5-TR’ye göre Bağımlı Kişilik Bozukluğu tanısı için, erken erişkinlik döneminde başlayan ve çeşitli bağlamlarda görülen aşağıdaki 8 ölçütten en az 5’inin bulunması gerekir:
- Günlük kararları başkalarının aşırı derecede güvence ve yönlendirmesi olmadan almakta güçlük
- Yaşamının önemli alanlarında sorumluluğu başkalarına devretme gereksinimi
- Destek ya da onayı kaybetme korkusuyla başkalarıyla aynı fikirde olmamaktan kaçınma
- Kendi başına girişimde bulunmakta güçlük, yetersizlik algısı nedeniyle
- Başkalarının bakımını ve desteğini sağlamak için aşırı çaba gösterme, hoş olmayan işleri bile yapma
- Yakın bir ilişki sona erdiğinde hemen başka bir ilişki arayışına girme
- Yalnız kalma konusunda gerçekçi olmayan korkular
- Kendine bakamayacağına dair yoğun kaygı
Bu örüntünün süreğen olması ve işlevselliği bozması tanı için gereklidir.
Yüzeysel Okuma: “Zayıf Kişilik”
Bağımlı yapı çoğu zaman:
- pasif,
- güçsüz,
- karar veremeyen,
- “ayakta duramayan”
bir kişilik gibi algılanır.
Bu okuma eksiktir.
Çünkü Bağımlı Kişilik Yapılanması’nda sorun:
- ilişki istemek değil,
- ilişkisiz kalamamaktır.
Psikodinamik Perspektif: Benliğin Dış Destekle Tutulması
Psikodinamik açıdan bağımlı yapılanma, benliğin sürekliliğini:
- iç kaynaklar,
- öz-yeterlilik,
- bireysel sınırlar
üzerinden değil;
👉 başkasının varlığı ve yönlendirmesi üzerinden kurduğu bir düzenlenme biçimidir.
Bu yapıdaki benlik şunu söyler:
“Yalnız kalırsam dağılırım.”
Bağlanma burada bir tercih değil;
benliği ayakta tutan bir zorunluluktur.
Ayrılma ve Yas
Bağımlı kişilik yapılanmasında ayrılık:
- bir kayıp değil,
- benliğin çözülme tehdididir.
Bu nedenle:
- ilişki bitişleri,
- uzaklaşmalar,
- bağımsızlık talepleri
yoğun kaygı, çaresizlik ve panik yaratabilir.
Bu yapı, yas tutmakta zorlanır;
çünkü yas, ayrılığı kabul etmeyi gerektirir.
Narsisistik Anlatı Bağımlı Yapıda Nasıl Kurulur?
Senin çerçevenle burada çok net bir nokta var:
Bağımlı yapılanmada narsisistik anlatı:
- üstünlük,
- görünürlük,
- kontrol
üzerinden değil;
👉 vazgeçilmez olma üzerinden kurulur.
Bu anlatının örtük cümlesi şudur:
“Beni bırakamazsın.
Bana muhtaçsın.
Ben olmazsam sen eksik kalırsın.”
Bu, sessiz ama güçlü bir narsisistik sahnedir.
Benlik kendini:
- güçlü olarak değil,
- gerekli olarak
konumlandırır.
Kaçıngan Yapı ile Karşıtlık
- Kaçıngan yapı → “Görünmezsem güvendeyim”
- Bağımlı yapı → “Tutunursam güvendeyim”
Her ikisi de:
- ilişki merkezlidir,
- ama biri uzaklaşarak,
- diğeri yapışarak
benliği korur.
Klinik Bir Not
Bağımlı kişilik yapılanması, terapide sıklıkla:
- uyumlu,
- onay arayan,
- terapisti merkeze alan
bir ilişki örüntüsü oluşturur.
Bu nedenle terapötik çerçevede:
- sınırların netliği,
- bağımlılığın pekiştirilmemesi,
- özerklik alanlarının yavaşça desteklenmesi
kritik önemdedir.
Sonuç
Bağımlı Kişilik Bozukluğu, güçsüzlükten çok;
benliğin sürekliliğini başkasına tutunarak sağlamaya çalıştığı bir düzenlenmedir.
Bu yapı:
- narsisistik anlatının,
- sessiz,
- ilişki bağımlı,
- vazgeçilmezlik temelli
bir biçimini temsil eder.
Benlik burada sahnede kalmaz;
başkasının sahnesine tutunarak var olur.
Klinik Duruş Notu
Bu yazı, Bağımlı Kişilik Yapılanması’nı “zayıflık” etiketiyle değil;
benliğin dış destekle ayakta kalma çabası olarak ele almayı amaçlamaktadır.

