
Borderline Kişilik Bozukluğu
Tanısal Çerçeve ve Psikodinamik Bir Değerlendirme
Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB), kişilik bozuklukları içinde klinik olarak en yoğun, en karmaşık ve en fazla yanlış anlaşılan tanılardan biridir. Tanı, DSM-5-TR’de Cluster B kişilik bozuklukları arasında yer almakta ve duygulanım, benlik algısı ve kişilerarası ilişkilerde belirgin süreksizlikle tanımlanmaktadır.
DSM-5-TR’ye Göre Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri
DSM-5-TR’de Borderline Kişilik Bozukluğu, erken erişkinlik döneminde başlayan ve çeşitli bağlamlarda ortaya çıkan bir örüntü olarak tanımlanır. Tanı için aşağıdaki 9 ölçütten en az 5’inin bulunması gerekir:
- Gerçek ya da hayali terk edilmeden kaçınmak için yoğun çaba
- Tutarsız ve yoğun kişilerarası ilişkiler (idealleştirme–değersizleştirme arasında gidip gelme)
- Belirgin ve sürekli kimlik karmaşası
- Kendine zarar verme riski taşıyan dürtüsellik (madde kullanımı, cinsellik, harcama, yeme vb.)
- Tekrarlayan intihar davranışları, girişimleri veya kendine zarar verme
- Duygudurumda belirgin tepkisellik (yoğun disfori, irritabilite, anksiyete)
- Kronik boşluk duygusu
- Uygunsuz, yoğun öfke ya da öfkeyi kontrol etmekte güçlük
- Geçici, strese bağlı paranoid düşünceler veya dissosiyatif belirtiler
DSM tanımı, bu belirtilerin süreğen ve işlevselliği bozucu olmasını şart koşar.
Tanının Klinik Güçlükleri
Borderline Kişilik Bozukluğu tanısı, klinikte birkaç nedenle sorunlu olabilir:
- Belirtiler durumsal olarak dalgalanabilir
- Travma, duygudurum bozuklukları ve dissosiyatif tablolarla örtüşme gösterebilir
- Tanı, hastada ve klinisyende etiketleyici ve umutsuzlaştırıcı etki yaratabilir
Bu nedenle BKB, tanısal olmaktan çok klinik bir çerçeve olarak ele alınmalıdır.
Psikodinamik Perspektif
Psikodinamik kuramda Borderline yapı, sabit bir “kişilik bozukluğu”ndan ziyade, benlik bütünlüğünün yeterince kurulamadığı bir örgütlenme düzeyi olarak değerlendirilir.
Otto Kernberg
Kernberg’e göre borderline yapı:
- kimlik difüzyonu,
- ilkel savunma mekanizmaları (bölme, yansıtmalı özdeşim),
- gerçeklik değerlendirmesinin göreceli olarak korunması
ile karakterizedir.
Bu yapı, nevrotik ve psikotik örgütlenmeler arasında bir ara düzey olarak tanımlanır.
Duygulanım, Bağlanma ve Yas
Borderline yapılanmanın merkezinde çoğu zaman:
- erken dönem ilişkisel travmalar,
- güvensiz bağlanma,
- süreklilik göstermeyen bakım deneyimleri
yer alır.
Bu bağlamda BKB, yalnızca dürtüsellik ya da duygusal dalgalanma değil;
kaybın, ayrılığın ve terk edilmenin tolere edilememesi ile ilişkilidir.
Klinikte sık görülen:
- terk edilme korkusu,
- yoğun öfke,
- idealizasyon–değersizleştirme döngüsü
çoğu zaman yas tutulamayan kayıpların dışavurumudur.
Boşluk Duygusu ve Benlik Sürekliliği
Borderline hastaların sıkça dile getirdiği “boşluk”, yalnızca bir duygulanım değil;
benlik sürekliliğinin kırılganlığına işaret eder.
Bu kişiler için:
- benlik, ilişkisel bağlarla ayakta durur,
- ilişki sarsıldığında benlik de sarsılır,
- ayrılık, benlikte dağılma tehdidi yaratır.
Bu nedenle borderline yapı, kayba karşı aşırı duyarlıdır.
Tedaviye Dair Kısa Not
Borderline Kişilik Bozukluğu, “tedavi edilemez” bir tablo değildir.
Ancak tedavi:
- uzun soluklu,
- ilişki merkezli,
- sınırları net
olmak zorundadır.
Bu alanda en çok çalışılan yaklaşımlardan biri:
Marsha Linehan
tarafından geliştirilen Diyalektik Davranış Terapisi (DBT)’dir.
Bunun yanında psikodinamik yönelimli terapiler de benlik bütünlüğü ve duygulanım düzenlenmesi üzerinde etkili olabilir.
Sonuç
Borderline Kişilik Bozukluğu, yalnızca dürtüsellik ya da “zor hasta” etiketiyle anlaşılabilecek bir tablo değildir.
Bu yapı, çoğu zaman:
- erken ilişkisel kırılmaların,
- tutulamayan yasların,
- benlik sürekliliğindeki kırılganlığın
klinik bir ifadesidir.
Bu nedenle borderline yapılanmayı anlamanın yolu,
semptomlardan çok ilişkisel ve duygusal süreçleri anlamaktan geçer.
Klinik Duruş Notu
Bu yazı, Borderline Kişilik Bozukluğu tanısını mutlaklaştırmadan;
onu anlamaya yönelik bir çerçeve olarak ele almayı amaçlamaktadır.


