
Akut stres bozukluğu/reaksiyonu: Bir vaka örneği
Travma sonrası tepkiler her zaman kelimelerle gelmez; bazen beden konuşur. Aşağıdaki vaka, akut stres tepkisinin kişiden kişiye nasıl farklı bir ifade biçimi bulabileceğini gösteren örneklerden biridir.
Emine yirmi bir yaşında, üniversite sınavlarına hazırlanan bir genç kızdı. 1999 depremi sırasında anneannesinin yanında kalarak dershaneye devam ettiği Ankara’da iken, Derince’deki evleri yıkılmıştı. Ağabeyi enkaz altından dört saat sonra yaralı olarak kurtarılmıştı.
Ancak Emine’den dört yaş büyük olan ağabeyi bir hafta sonra hastanede hayatını kaybetmişti. Ailesi ölüm haberini Emine’den iki hafta kadar gizlemiş, hatta durumunun iyiye gittiğini anlatmışlardı. Bir akşam dedesi ve dayısı Emine’ye ağabeyinin öldüğünü söylediklerinde, Emine önce hiçbir şey söylemeden bir noktaya bakakalmıştı.
Dayısı bir bardak su uzattığında su bardağını alıp duvara fırlatmış, sakin olması için tutmaya çalıştıklarında çığlık çığlığa bağırmaya, çevresindekilere saldırmaya başlamıştı. Oturdukları masayı devirmiş, saçlarını yolarak kendisini yerlere atmıştı. Aile onu yere yatırıp sıkı sıkıya tutmuş, on dakika kadar bu halde kaldıktan sonra Emine ağlamaya başlamıştı.
Odasına alıp yatağına yatırmışlar, ancak sonraki iki gün hiç konuşmamış; az miktarda su dışında neredeyse hiçbir şey yiyip içmemişti. Durumundan endişelenen anne babası ziyarete gelmiş, ancak onları da görmüyormuş gibi davranmıştı. Telaşlanan ailesi tarafından acil servise getirilmişti.
Acil servisteki psikiyatrist aileden bu bilgileri aldıktan sonra Emine ile yalnız görüştü. Muayeneye geldiğinin farkında değilmiş gibi çevreye bakıyor, göz teması kurmuyordu. İsmi söylendiğinde kısa süre yüzüme bakıyor, sonra ilgilenmiyormuş gibi davranıyordu. Şaşkın bir hali vardı. Verilen komutlara uymuyor, ancak tansiyon ölçümü ya da nabzın sayılması gibi işlemler yapılırken karşı koymuyordu.
Kalbi son derece hızlı atıyor, ellerinde hafif bir titreme dikkat çekiyordu. Uyku ve iştah bozukluğu olması, ağır stres etkeni bulunması ve saldırganlık gösterebilmesi nedeniyle hastaneye yatırıldı. Kaygı azaltıcı ve uyku düzenleyici bir ilaç tedavisinin yanı sıra kısa süreli destekleyici psikoterapi başlandı.
İlk günün sonunda uykusu ve iştahı düzelmiş, ikinci gününde ise çevresiyle kısıtlı da olsa iletişim kurar hale gelmişti. Birkaç gün sonra terapistine ağabeyinin ölümüne inanamadığını ve çok derin bir üzüntü duyduğunu ifade etti. Yatışının beşinci günü tüm aile ile birlikte bir görüşme yapıldı. Emine bu görüşmede, ölüm haberini gizledikleri için ailesine duyduğu kızgınlığı ve cenazeye katılamamış olmanın yarattığı suçluluğu dile getirdi. Anne babası ise Emine’nin üzülmesini engellemek için böyle davrandıklarını, ancak şimdi çok pişman olduklarını anlattılar. Duygular karşılıklı olarak ifade edildi, yas paylaşılmıştı. Birinci haftanın sonunda Emine herhangi bir ilaç tedavisi önerilmeden taburcu edildi.
“Bu tür tabloları değerlendirirken, tanı kadar travmanın kişide bulduğu ifade biçimini anlamak da önemlidir.”


