
Uyku bozuklukları ne kadar yaygın?
Uyku, ömrümüzün yaklaşık üçte birini kapsayan ve gizemleri halen tam olarak çözülememiş bir süreçtir. Uykunun niteliğinde ortaya çıkan herhangi bir bozulmanın, kişinin hem bedensel sağlığını hem de gündelik yaşamını doğrudan etkilemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle uyku sorunları yalnızca “geceyle ilgili” bir problem değil; gündüz işlevselliğini, zihinsel performansı ve duygusal dengeyi belirleyen temel konulardan biridir.
Toplumda uykusuzluk ve uyku sorunları
Araştırmalar, uyku bozukluklarının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu göstermektedir. Genel olarak:
Toplumun büyük bir kısmı yaşamının herhangi bir döneminde uykusuzluk deneyimler.
Kişilerin yaklaşık üçte biri haftanın bazı gecelerinde uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorlanır.
Her 100 kişiden azımsanmayacak bir kısmı solunumsal sorunlar (örneğin uyku sırasında nefesle ilgili problemler) nedeniyle uykusunu yeterince alamaz ve gün içinde uyuklama eğilimi gösterebilir.
Horlama da toplumda oldukça yaygındır.
Uyku bozuklukları kent yaşamında kırsal kesime göre daha fazla görülmektedir. Yaş ilerledikçe uyku sorunlarının sıklığı artar. Kadınlar, erkeklere kıyasla daha fazla uyku problemi bildirmektedir.
Uyku bozukluklarını etkileyen faktörler
Uykusuzluk ve diğer uyku sorunlarının ortaya çıkmasında pek çok etken rol oynayabilir. Bunlar arasında:
yaş ve cinsiyet
gelir ve eğitim düzeyi
kültürel özellikler ve yaşam ritmi
sigara ve alkol kullanımı
bedensel hastalıklar
psikolojik stres yükü
gibi faktörler öne çıkar (Kaynak, 2001; Clainborne, 2007).
Bazı saha verileri
Farklı ülkelerde yapılan çalışmalar da uyku sorunlarının toplumda yaygın olduğunu göstermektedir. Örneğin San Marino’da yaklaşık 6000 kişiyle yapılan bir anket çalışmasında, 20 yaş üstü bireylerin yaklaşık beşte birinin uykusuzluktan yakındığı bildirilmiştir. Benzer biçimde Fransa’da yapılan bazı çalışmalarda uyku sorunlarının oldukça yüksek oranlara ulaştığı; toplumun bir bölümünün neredeyse her gece uyku ilacı kullanarak uyuduğu belirtilmektedir.
ABD’de de bireylerin önemli bir kısmı yaşamlarının bir döneminde uykusuzluktan şikayetçi olduklarını bildirmektedir; uykusuzluk yaşayanların bir bölümünde bu sorun uzun süreli ve belirgin düzeydedir.
Türkiye’de Çanakkale çevresinde yapılan bir ankette yaklaşık 5000 kişinin değerlendirildiği çalışmada, katılımcıların yaklaşık üçte birine yakınında uykusuzluk şikayeti olduğu; daha küçük bir bölümünde ise bu sorunun üç haftadan uzun sürdüğü ya da haftada üç gece ve daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Yine aynı çalışmada uzun süreli uykusuzluk yaşayanların bir kısmının uyku ilacı veya benzeri maddeler kullanarak uyumaya çalıştıkları belirtilmiştir (Kaynak, 2001).
Sonuç
Tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, uyku sorunlarının toplumda oldukça yaygın olduğu; en azından her üç kişiden birinde yaşamın herhangi bir döneminde uyku niteliğinin belirgin biçimde bozulabildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyku bozukluklarını yalnızca “geçici bir rahatsızlık” olarak görmemek; süreklilik kazanıyorsa nedenlerini araştırmak ve gerekli durumlarda profesyonel destek almak önemlidir.
Uyku bozulduğunda yalnızca gece bozulmaz; gündüz de yavaş yavaş dağılır.


