Panik, insanın tehlike karşısında kaçma ya da savaşma tepkisini oluşturarak kişiyi koruyan, aslında doğal bir duygu ve yaşantıdır. Panik ataklar, otonom sinir sistemimizin ve onunla ilişkili alarm sistemlerinin aktivasyonu sonucu ortaya çıkar.

Belirli ya da bilinçdışı bir tehdit karşısında insan, hiç düşünmeden otomatik olarak kendini korumaya çalışır. Bu korunma için korku gereklidir. Korku, tehlikeden refleks biçiminde kaçmamızı sağlayan bir duygudur.

Tehlike altındayken vücudumuzda kontrolümüz dışında çeşitli değişiklikler meydana gelir. Adrenalin gibi hormonların kana karışmasıyla:

  • Kan basıncı yükselir
  • Solunum hızlanır
  • Kaslar kaçma ya da savaşmaya hazırlanır

Bu nedenle ellerde ve bacaklarda titreme olabilir. Ellerin daha rahat kavrayabilmesi için avuç içleri terler. Vücuttaki kan, mide-bağırsak sisteminden büyük kaslara doğru yönlendirilir. Böylece acil durumlarda kullanılmak üzere enerji sağlanır.

Bu sebeple yoğun stres yaşayan kişilerde sindirim problemleri sık görülür. Gözlerin daha fazla ışık alabilmesi ve çevrenin daha iyi algılanabilmesi için göz bebekleri genişler.

Unutulmaması gereken nokta, panik anında vücutta gerçekleşen tüm bu değişikliklerin evrimsel açıdan hayatta kalmaya yönelik koruyucu mekanizmalar olduğudur.


Peki modern dünyada neden panik ortaya çıkıyor?

İnsanoğlunun biyolojik gelişimi yaklaşık 135 milyon yıldır devam etmektedir. Modern yaşam ise bu sürecin yalnızca son 10 bin yılını kapsar. Yani insan bedeni ve beyni modern hayata tam uyum sağlayacak kadar uzun bir süre geçirmemiştir.

Bu nedenle artık gerçek bir tehlike olmasa bile, eski savunma mekanizmaları zaman zaman devreye girebilir.


Neden bazı insanlar panik atak yaşarken bazıları yaşamaz?

Bu sorunun cevabı büyük ölçüde kişinin stres düzeyi ve kaygıya yatkınlığı ile ilgilidir.

Eğer kişi olaylara daha gergin ve kaygılı tepkiler veriyorsa, savaş ya da kaç sistemi daha kolay tetiklenir. Kişi bir kez panik atak yaşadığında, beyin bu belirtileri ve onlardan korkmayı çok hızlı öğrenir.

Günlük stres yoğunlaştıkça, bu sistem:

bozuk bir araba alarmı gibi
küçük uyaranlarla bile çalışmaya başlar.

Artık gerçek bir tehlike olmasa da kalp çarpıntısı, nefes darlığı, baş dönmesi gibi panik belirtileri ortaya çıkabilir.


Sonuç

Panik tepkisi, aslında bizi tehlikelerden koruyan doğal bir savunma sistemidir.

Ancak stres, kaygı ve öğrenilmiş korkularla birlikte bu sistem bozulabilir ve yerli yersiz çalışmaya başlayarak günlük yaşamı aksatır hale gelir.

Bir zamanlar hayat kurtaran nöbetçi, artık gereksiz yere alarm veren bir sistem haline dönüşür.

Bu içerik, psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından hazırlanmış ve güncellenmektedir.