Şizofreni gibi kişinin muhakeme gücünü ve gerçeği değerlendirme yetisini etkileyebilen bazı ruhsal hastalıklarda, kişi zaman zaman kendi yaşamını, resmi işlerini ya da mal varlığını sağlıklı biçimde idare edemez hale gelebilir. Bu tür durumlarda, kişinin haklarının korunması ve mağduriyet oluşmasının önlenmesi amacıyla vesayet (vasi tayini) gündeme gelir.
Vasi tayini hangi durumlarda düşünülür?
Kişi;
günlük yaşamını sürdüremiyor,
resmi işlerini takip edemiyor,
mal varlığını yönetemiyor,
sürekli bakım ve gözetim ihtiyacı gösteriyor
durumdaysa, vesayet altına alınması uygun olabilir.
Türk Medeni Kanunu’na göre, bir kişinin “akıl hastalığı” sebebiyle işlerini göremez durumda olması; daima başkalarının yardım ve bakımına muhtaç bulunması ya da çevresi açısından güvenlik riski oluşturması halinde kısıtlama kararı verilebilir ve kişiye vasi atanabilir.
Süreç nasıl işler?
Şizofreni tanısı olan kişinin yakınları, durumu anlatan bir dilekçe ile görevli Sulh Hukuk Mahkemesine başvurur. Mahkeme, sürecin devamında resmi yazışma yoluyla kişinin değerlendirilmesini ister.
Bu aşamada:
Mahkemenin sevki ile kişi, resmi bir sağlık kuruluna yönlendirilir.
Sağlık kurulu tarafından psikiyatrik değerlendirme yapılır ve gerekli rapor düzenlenir.
Mahkemeye sunulan bu bilirkişi/sağlık kurulu raporu doğrultusunda kısıtlama ve vasi tayini kararı verilir.
Vasi ne yapar?
Vasi; mahkemenin denetimi altında, kısıtlanan kişinin haklarını ve yararını gözeterek hareket eder. Vasi tayininin amacı, kişiyi cezalandırmak ya da “elinden almak” değil; tam tersine kişinin:
mağdur edilmesini önlemek,
hak kaybını engellemek,
mal varlığını korumak,
resmi işlemleri düzenli yürütmek
için hukuki güvence sağlamaktır.
Not: Vesayet her zaman ömür boyu olmak zorunda değildir; klinik duruma göre mahkeme yoluyla yeniden değerlendirme gündeme gelebilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; her somut durum mahkeme ve sağlık kurulu değerlendirmesiyle ele alınır.
Bu içerik, psikiyatrist Prof. Dr. Oğuz Berksun tarafından hazırlanmış ve güncellenmektedir.



