Depresyona Eşlik Eden ve Karışan Ruhsal Hastalıklar

Depresyon çoğu zaman tek başına seyreden izole bir rahatsızlık değildir. Klinik pratikte depresyonun, başka psikiyatrik veya bedensel hastalıklarla birlikte görülmesi oldukça sıktır. Buna “eş tanı” (komorbidite) denir.

Depresyona eşlik eden hastalıklar iki açıdan önemlidir:

  1. Tanıyı zorlaştırabilir: Depresyon, başka bir tablonun gölgesinde kalabilir.
  2. Tedaviyi belirler: Eşlik eden durum tedavi planını ve ilaç seçimini değiştirir.

Bu nedenle depresyon değerlendirmesinde yalnızca çökkünlük değil; depresyona eşlik eden diğer belirtiler de dikkatle sorgulanmalıdır.


Depresyona en sık eşlik eden psikiyatrik hastalıklar

1) Kaygı bozuklukları

Depresyona en sık eşlik eden tablo kaygı bozukluklarıdır. Birçok hastada depresyonla birlikte:

  • yaygın anksiyete (sürekli endişe)
  • panik ataklar
  • sosyal kaygı
  • bedensel kaygı belirtileri

bir arada görülür.

Kaygı eşlik ediyorsa depresyon genellikle daha huzursuz, daha uykusuz ve daha “zihinsel gürültülü” yaşanır.

2) Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)

OKB, depresyonla birlikte görülebilir. Uzun süren obsesyonlar ve zorlantılar kişiyi yorar, hayattan çeker ve zamanla depresyona zemin hazırlar.

Bazen de tersine olur: Depresyon içinde kişi daha çok takılır, daha çok kontrol eder, daha çok zihinsel çiğner.

3) Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)

Travma sonrası stres bozukluğu ile depresyon sık iç içe geçer. Özellikle:

  • kabuslar
  • kaçınma
  • aşırı irkilme
  • tetikte olma hali

depresif çökkünlükle birlikte görülebilir.

Bu durumda depresyon, çoğu zaman travmanın “uzun gölgesi”dir.

4) Alkol ve madde kullanım bozuklukları

Depresyonla birlikte alkol veya madde kullanımı oldukça sık görülür. Çünkü kişi bazen:

  • uyuyabilmek
  • kaygıyı bastırmak
  • zihnini susturmak
  • duygularını uyuşturmak

amacıyla alkol/maddeye yönelir. Ancak bu geçici “rahatlama” zamanla depresyonu daha da ağırlaştırır.

5) Bipolar bozukluk (kritik ayrım)

Depresyon değerlendirmesinde en kritik konulardan biri şudur: Depresif dönem, bazen “unipolar depresyon” değil; bipolar bozukluğun depresif dönemi olabilir.

Bipolar eğilim düşünüldüren durumlar:

  • geçmişte taşkınlık / aşırı enerji dönemleri
  • az uyku ile dinç olma
  • hızlanma, dürtüsellik
  • ailede bipolar öyküsü
  • antidepresanla aşırı açılma / dalgalanma

Bu ayrım çok önemlidir çünkü tedavi yaklaşımı farklıdır.

6) Kişilik örgütlenmesi ve depresif örüntüler

Bazı hastalarda depresyon; yalnızca dönemsel bir hastalık değil, kişinin ilişkilerinde ve kendilik algısında yer etmiş bir örüntünün sonucu olabilir.

Bu durumda depresyonun içinde:

  • değersizlik kimliği
  • suçlulukla var olma
  • fedakarlıkla var olma
  • kayıpla değer üretme

gibi temalar öne çıkabilir ve tedavi çoğu zaman psikoterapi eksenine kayar.


Neden bu kadar sık birlikte görülür?

Depresyonu tek başına bir “duygudurum bozukluğu” olarak görmek bazen eksik kalır. Depresyon çoğu zaman:

  • stres sistemini
  • uyku biyolojisini
  • ağrı duyarlılığını
  • bedensel enerji düzenini

etkileyen geniş bir sistem değişikliğidir. Bu nedenle başka hastalıklarla birlikte görülmesi şaşırtıcı değildir.


Sonuç

Depresyon çoğu zaman yalnız gelmez. Depresyona kaygı bozuklukları, travma belirtileri, OKB, alkol-madde kullanımı ve bazı bedensel hastalıklar eşlik edebilir. Bu eşlik eden durumlar tanıyı zorlaştırabilir ve tedaviyi doğrudan belirler. Bu nedenle depresyon şikayetiyle başvuran kişilerde yalnızca çökkünlük değil; uyku, kaygı, travma belirtileri, madde kullanımı ve bedensel durumlar birlikte değerlendirilmelidir.