
“Genetik Kaderdir” Yanılgısı
Toplum olarak kader fikrine yabancı değiliz.
Olup biteni, özellikle de zor olanı, çoğu zaman “kader” kelimesiyle açıklamaya alışığız.Psikiyatrik hastalıklar söz konusu olduğunda da benzer bir düşünce ortaya çıkar:
“Ailemde varmış, demek ki bende de olacak.”
Ya da daha kestirme bir cümleyle:
“Genetikse kaderdir.”Oysa bu düşünce, bilimsel olduğu kadar psikolojik açıdan da yanıltıcıdır.
Kader Duygusu Nereden Gelir?
Kader düşüncesi çoğu zaman bir inançtan çok, bir rahatlama arayışıdır.
Belirsizlikle baş etmek zor olduğunda, insan zihni olup biteni tek bir nedene bağlamak ister.
“Genetik” kelimesi burada güçlü bir açıklama gibi görünür:
- kontrol bizde değildir,
- sorumluluk azalır,
- belirsizlik yatışır.
Ancak bu zihinsel rahatlama, gerçeği tam olarak yansıtmaz.
Genetik Bilgi, Yazgı Değildir
Genetik yatkınlık, bir hastalığın olma ihtimalini artırabilir;
ama bu ihtimal, kesinlik anlamına gelmez.
Psikiyatrik hastalıklarda genetik:
- bir talimat değil,
- bir senaryo değil,
- bir kader çizgisi değildir.
Daha çok bir olasılıklar haritası gibidir.
Bu haritanın hangi yollarının kullanılacağı ise, yaşam boyunca karşılaşılan çevresel koşullarla belirlenir.
“Kader” Düşüncesinin Gizli Bedeli
“Genetik kaderdir” düşüncesi ilk bakışta rahatlatıcı görünse de, zamanla bazı bedelleri olur.
Bu düşünce:
- kişinin kendini pasif hissetmesine,
- erken farkındalığın gecikmesine,
- yardım arama davranışının ertelenmesine yol açabilir.
“Nasıl olsa olacak” inancı,
“Bir şey yapabilirim” düşüncesinin önüne geçer.
Oysa psikiyatride en önemli koruyucu unsurlardan biri, erken müdahaledir.
Genetik Kader Değilse Nedir?
Genetik;
kişinin bazı durumlara karşı daha hassas, bazılarına karşı daha dayanıklı olmasını etkiler.
Ama bu hassasiyet:
- uygun destekle dengelenebilir,
- sağlıklı ilişkilerle yumuşatılabilir,
- zamanında alınan profesyonel yardımla yön değiştirilebilir.
Yani genetik, sonucu değil;
olasılık alanını belirler.
Kader Yerine Sorumluluk Demek
Burada söz edilen sorumluluk, suçluluk değildir.
Kimse genetiğini seçmez.
Ancak kişi:
- kendi ruhsal süreçlerini fark ederek,
- zorlandığında destek alarak,
- çevresini ve ilişkilerini düzenleyerek
bu sürecin aktif bir öznesi olabilir.
Bu bakış açısı, kaderciliğin aksine, kişiye hareket alanı açar.
Sonuç Yerine
“Genetik kaderdir” düşüncesi,
bilimsel gerçeklikten çok, belirsizlikle baş etme çabasının bir ürünüdür.
Psikiyatrik hastalıklarda genetik önemlidir;
ama tek başına belirleyici değildir.
Kader, değişmez bir yazgı gibi düşünüldüğünde insanı pasifleştirir.
Oysa genetik, doğru anlaşıldığında erken farkındalık için bir fırsata dönüşebilir.