Genetik ve Çevre Nasıl Birlikte Çalışır?

Psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkışını yalnızca genetikle açıklamak da, yalnızca çevreye bağlamak da eksik kalır.
Çünkü ruhsal hastalıklar, çoğu zaman genetik yatkınlık ile çevresel koşulların etkileşimi sonucunda şekillenir.

Genetik, kişinin belirli ruhsal durumlara karşı duyarlılığını belirler.
Çevre ise bu duyarlılığın nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağını etkiler.

Yani genetik, zemini hazırlar;
çevre, o zeminde neyin filizleneceğini belirler.


Aynı Genetik, Farklı Sonuçlar

Aynı aileden gelen, benzer genetik özelliklere sahip iki kişi düşünelim.
Biri ciddi bir psikiyatrik hastalık yaşarken, diğeri yaşamayabilir.

Bu fark çoğu zaman şunlarla ilişkilidir:

  • çocukluk dönemindeki duygusal güvenlik,
  • stresle başa çıkma yolları,
  • destekleyici ilişkilerin varlığı,
  • yaşam boyunca karşılaşılan travmalar,
  • sosyal ve ekonomik koşullar.

Bu durum, genetik etkinin tek başına belirleyici olmadığını açıkça gösterir.


Çevre Ne Demektir?

Psikiyatride “çevre” denildiğinde yalnızca fiziksel koşullar anlaşılmaz.
Çevre; kişinin içinde büyüdüğü ve yaşadığı duygusal iklimi de kapsar.

Bu iklim şunları içerir:

  • duyguların ifade edilip edilemediği bir ortam,
  • zorlanıldığında yardım istenip istenemediği,
  • hataların tolere edilip edilmediği,
  • kişinin görülüp görülmediği.

Sağlıklı bir çevre, genetik yatkınlığın etkisini zayıflatabilir.
Zorlayıcı bir çevre ise, bu yatkınlığın daha erken ve daha yoğun ortaya çıkmasına neden olabilir.


Stres, Tetikleyici Bir Rol Oynar mı?

Evet.
Genetik yatkınlığı olan kişilerde uzun süreli stres, kayıp, travma ya da yoğun baskı dönemleri, psikiyatrik belirtilerin ortaya çıkmasında tetikleyici rol oynayabilir.

Ancak bu, “stres olduysa hastalık kaçınılmazdır” anlamına gelmez.
Aynı stres koşulları altında bazı kişiler ruhsal olarak çökerken, bazıları ayakta kalabilir.

Burada farkı yaratan şey;
kişinin içsel dayanıklılığı ve çevresel destek sistemleridir.


Genetik ve Çevre Birbirine Karşı Değil, Birlikte Çalışır

Genetik ve çevreyi birbirinin alternatifi gibi görmek yanıltıcıdır.
Psikiyatrik hastalıklarda asıl önemli olan, bu iki unsurun birlikte nasıl çalıştığıdır.

Bu nedenle:

  • genetik yatkınlık, bir yazgı değildir
  • çevresel koşullar, tek başına suçlu değildir
  • birey, bu sürecin pasif bir nesnesi değildir

Erken farkındalık, destekleyici ilişkiler ve gerektiğinde profesyonel yardım, bu etkileşimin seyrini değiştirebilir.

Madem genetik tek başına belirleyici değil, neden hâlâ ‘genetik kaderdir’ diye düşünülüyor o zaman?