
Psikiyatride Farmakogenomik Testler: Gerçekçi Bir Bakış
Psikiyatride Farmakogenomik Testler: Gerçekçi Bir Bakış
Farmakogenomik, genlerimizin ilaçlara verdiği yanıtı inceleyen, kişiye özel tıp vizyonunun en önemli yapı taşlarından biridir. Özellikle karaciğerdeki sitokrom (CYP450) enzim sistemi üzerindeki genetik varyasyonların saptanması, bir ilacın kanda etkin doza ulaşıp ulaşamayacağı konusunda bize kritik veriler sunar.
Ancak klinik pratikte bu testlerin kullanımı, beraberinde ciddi bilimsel tartışmaları da getirmektedir.
Bilimsel Tartışmalar ve Sınırlar
Günümüzde farmakogenomik testler, “hangi hastaya hangi ilacın uygun olduğunu” saptamada büyük bir potansiyel vadetse de henüz emekleme aşamasındadır. Bu alandaki görüş ayrılıklarını iki ana eksende toplayabiliriz:
İyimser Görüş: Yeni yöntemlerle genetik haritalamanın kusursuzlaşacağını ve “deneme-yanılma” döneminin tamamen kapanacağını savunur.
Temkinli Görüş: Genetik özelliklerin durağan olmadığını, çevresel faktörler ve diğer genlerle sürekli bir etkileşim (epigenetik) içinde olduğunu savunur.
Çok Faktörlü Etkileşim ve Klinik Gerçeklik
Bilimsel çalışmalar göstermektedir ki; bir geni tek başına ele almak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Bir gen, başka bir genle veya hastanın yaşadığı travmatik bir yaşam olayıyla etkileşime girerek ilacın sonucunu tamamen değiştirebilir.
Kişisel Klinik Gözlemim: Ülkemizde bu testleri uygulayan merkezlerden gelen sonuçlar, henüz kesin bir kanaate varmak için erkendir. Çok sayıda faktörün rol oynadığı bu karmaşık alanda, sadece test sonuçlarına dayanarak tedavi düzenlemek yerine, ilaç metabolizmasının klinik takibi hala hayati önemini korumaktadır.