
Aşk ve Bağlanma: Nerede Biter, Nerede Başka Bir Şeye Dönüşür?
Aşk ile bağlanma çoğu zaman aynı şeymiş gibi konuşulur. Oysa klinik pratikte bu iki kavramın örtüştüğü kadar ayrıştığı da görülür. Bir ilişkinin başında “aşk” dediğimiz yaşantı, zamanla bağlanmaya evrilebilir; bazen de bağlanma, aşkın yokluğunu örten bir yapıya dönüşebilir. Sorun tam da burada başlar:
Aşk ne zaman sağlıklı bir bağlanmadır, ne zaman başka bir şeye dönüşür?
Aşk Nedir?
Aşk, çoğu zaman:
- yoğun bir yönelme,
- idealleştirme,
- bedensel ve duygusal uyarılma,
- karşılıklı ya da karşılıksız bir çekim
ile seyreder. Erken döneminde dalgalıdır; kişiyi dönüştürür, bazen sarsar. Ama aşkın doğasında geçicilik de vardır. Şiddeti zamanla azalır, ilişki başka bir forma geçer ya da sona erer.
Sağlıklı aşk:
- kişiyi dünyadan koparmaz,
- kimliği silmez,
- zamanla başka bağlanma biçimlerine alan açar.
Bağlanma Nedir?
Bağlanma ise daha erken bir yerden, çoğu zaman çocukluk deneyimlerinden beslenir.
Bağlanma:
- güven arayışıyla,
- terk edilme korkusuyla,
- süreklilik ihtiyacıyla ilişkilidir.
Aşk geçici olabilir; bağlanma ise yapısaldır. Bir ilişki sona erse bile bağlanma biçimi kişide kalır ve başka ilişkilerde tekrar eder.
Bu nedenle psikiyatride sorulan soru şudur:
“Bu kişi kimi seviyor?” değil,
“Bu kişi nasıl bağlanıyor?”
Aşk Ne Zaman Bağlanmaya Dönüşür?
Bu dönüşüm genellikle doğal ve sağlıklıdır. Aşkın yoğunluğu azalırken:
- güven artar,
- karşılıklılık netleşir,
- ilişki daha gerçekçi bir zemine oturur.
Burada aşk bitmez; şekil değiştirir.
Tutku yerini yakınlığa, idealizasyon yerini tanımaya bırakır.
Bu noktada sorun yoktur.
Ne Zaman “Başka Bir Şeye” Dönüşür?
Sorun, bağlanma şu özellikleri almaya başladığında ortaya çıkar:
- Aşkın bitmesine rağmen bağın çözülememesi
- Karşılık olmadığı hâlde ilişkinin zihinde sürdürülmesi
- Kişinin kendilik değerinin tamamen ilişkiye bağlanması
- Ayrılığın yas değil, çöküş yaratması
- İlişkinin acı vermesine rağmen vazgeçilememesi
Bu durumda artık mesele aşk değildir.
Bu, çoğu zaman kaybetmeye tahammül edemeyen bir bağlanma örüntüsüdür.
Aşk mı, Bağlanma mı, Yoksa Kaygı mı?
Bazı ilişkilerde “seni seviyorum” cümlesi aslında şunu örtüyor olabilir:
- yalnız kalma korkusunu,
- değersizlik duygusunu,
- terk edilme anksiyetesini.
Burada kişi karşısındaki insanı değil, ilişkinin kendisini kaybetmekten korkar.
Aşk, bu korkunun dili hâline gelir.
Bu tür bağlanmalar:
- yoğun ama kırılgandır,
- tutkulu ama yıpratıcıdır,
- romantik ama sürdürülemezdir.
Klinik Bakış: Nerede Dururuz?
Psikiyatride ve psikoterapide mesele aşkı “normal” ya da “anormal” diye sınıflamak değildir. Asıl mesele şudur:
- Bu ilişki kişinin hayatını genişletiyor mu, daraltıyor mu?
- Kişi bu bağın içinde kendisi olarak kalabiliyor mu?
- Ayrılık ihtimali ruhsal bir felaket gibi mi yaşanıyor?
Bu soruların yanıtı, aşkın nerede bitip başka bir şeye dönüştüğünü gösterir.
Sonuç Yerine
Aşk ile bağlanma birbirinin düşmanı değildir.
Ama her bağlanma aşk değildir.
Aşk:
- geçici olabilir,
- bitebilir,
- dönüşebilir.
Bağlanma ise:
- kalıptır,
- taşınır,
- tekrar eder.
Ne zaman ki ilişki, sevilen kişiden çok kendi iç boşluğunu doldurma çabasına dönüşür,
işte o zaman aşk bitmiş, yerini başka bir şeye bırakmış olabilir.
Şu soruyu kendimize sormamız lazım.
“Bu ilişki beni ben yapıyor mu,
yoksa bensiz kalmaktan korktuğum için mi tutunuyorum?”
