Orta düzey anksiyete durumlarında başlangıç için farmakolojik olmayan tedavi modaliteleri iyi bir seçenek olabilir. Relaksasyon ve biyolojik geri bildirim teknikleri psikolojik uyarılmışlık halini gidermek için kullanılabilir. Psikoterapiler, özellikle bilişsel-davranışçı psikoterapiler ilaç tedavilerine ek olarak uygulandıklarında son derece yüzgüldürücü sonuçlar vermektedirler.
Bilişsel-davranışçı tedaviler, endişe-kaygı yaratan bilişsel distorsiyonları ve bunların davranışlara yansımalarını düzeltmek için yararlıdır. Bilişsel-davranışçı tedavilerde, basitçe, hasta kaygılarını bir kenara kaydeder. Hastadan bunları doğrulayan ve yanlışlayan gerçeklerin listesini yapması istenir. Bu gerçekler, bilişsel distorsiyonlar, bu distorsiyonların davranışa yansımaları psikoterapi seansları içerisinde tek tek gözden geçirilir. Gerekirse davranış değişikliklerini sağlamaya yönelik ev ödevleri verilir. Hasta gerektiğinde ailesi ile birlikte tedaviye alınır.
YAB tedavisinde ilaç olarak benzodiazepinler, buspiron (azapiron türevi) ve antidepresanlar kullanılmaktadır. Bu ilaçların tümü YAB’lerde etkin olmalarına karşın anksiyolitik etkilerinin ortaya çıkma süreleri farklılık gösterir. Hangi gruptan olursa olsun verilen ilaçların etkilerinin zaman içerisinde ortaya çıkacağı ve belirtilerin ortadan kalkışının yavaş yavaş olacağı hastalara açıklanmalıdır. Benzodiazepin türevi ilaçların diğer ilaçlara göre en önemli avantajı, etkilerinin çok kısa sürelerde ortaya çıkmasıdır. Güçlü anksiyolitik etkileri olmasına karşın, bağımlılık yaratma olasıkları nedeniyle dikkatli kullanılmalıdırlar. Ayrıca sedasyon etkileri, ve buna bağlı bilişsel ve psikomotor alanlarda bozukluklar yaratmaları nedeniyle kullanımları önemli ölçüde sınırlı olan ilaçlardır. Aşırı dozda, görece güvenli ilaçlar olmalarına karşın alkolle birlikte alındıklarında ölüme neden olabilmektedirler. Bu nedenle alkol kullanan hastalarda ilk planda düşünülecek ilaçlar değildir. Yaşlı ve/veya karaciğer sorunu olan hastalarda yarılanma ömürleri kısa olan benzodiazepinler yeğlenmelidir. Lorazepam, oxazepam ve temazepam yarı ömürleri kısa benzodiazepinlerdir. Yarı ömürleri kısa olan benzodiazepinler daha az sedasyona ve bilişsel bozulmaya neden olurlar ancak yarı ömrü kısa olan benzodiazepinlere tolerans ve bağımlılık gelişmesinin daha kısa zamanda gerçekleştiğini dolayısıyla bağımlılıkla birlikte çekilme belirtilerinin daha erken ortaya çıktığını unutmamamız gerekir. Benzodiazepin türevi ilaçlar YAB tedavisinde bu dezavantajlarından dolayı kısa süreli kullanılan ilaçlardandır.
Tablo- Benzodiazepinler
Generik İsim | Yarı Ömrü (saat) | Doz aralığı (bir gün için) | Başlangıç Dozu |
Alprazolam (Xanax) | 14 | 1-4 mg | 0.25-0.5 mg, günde dört kez |
Chlordiazepoxide (Librium) | 20 | 15-40 mg | 5-10 mg, günde dört kez |
Clonazepam (Rivotril) | 50 | 0,5-4 mg | 0.5-1 mg, günde iki kez |
Clorazepate (Tranxilene) | 60 | 15-60 mg | 7,5-15 mg, günde iki kez |
Dizepam (Diazem) | 40 | 6-40 mg | 2-5 mg, günde üç kez |
Lorazepam (Ativan) | 14 | 1-6 mg | 0.5-1 mg, günde üç kez |
Oxazepam (Serapax) | 9 | 30-90 mg | 15-30 mg, günde üç kez |
Azapiron grubunun tek temsilcisi olan Buspiron hem sedasyon hem de bağımlılık yapmaması nedeniyle benzodiazepinlere üstünlüğü olan bir ilaçtır. Diğer bir üstünlüğü alkolle veya santral sinir sistemi depresanları ile etkileşime girmemesidir. Piyasada Buspon ticari adıyla bulunmaktadır. Buspironun benzodiazepinlere yukarda sayılan üstünlükleri olmasına karşın etkinliğinin geç başlaması (yaklaşık 2-4 hafta) önemli bir dezavantajını oluşturur. Ayrıca bedensel belirtiler üzerindeki etkinliği benzodiazepinler kadar iyi değildir. Buspironun esas etkisi YAB’nin ruhsal semptomları üzerinedir. Aslında toplam etkinlikte YAB üzerinde benzodiazepinler kadar iyi olduğu iddia edilir. Ancak klinik uygulamada reçete edilme açısından benzodiazepinlere bir üstünlük sağlayamamıştır. Günde 2 veya 3’e bölünmüş 30-60 mg/gün doz aralığında iyi sonuçlar vermektedir. Baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı kusma gibi yan etkilerinden dolayı 5 mg/gün gibi düşük dozda başlanması 2-4 günde bir 5 mg artırılarak nihai doza ulaşılması önerilir.
Antidepresanlar YAB tedavisinde sıkça kullanılan ilaçlardır. Bunun başlıca nedeni kendilerinin anksiyolitik özelliklerinin olmasının yanısıra YAB’nin çoğunlukla depresyonla birlikte görülmesidir. Antidepresanlar benzodiazepinlere göre özellikle ruhsal belirtilerin giderilmesinde üstünlükleri olan ilaçlardır. Tablo-?? da YAB’de kullanılan ilaçlara ait birtakım özellikler ve dozlar verilmektedir. Düşük doz başla yavaş yavaş yükselt kuralı tüm antidepresanlar için geçerli olan ve akılda tutulması gereken bir kuraldır.
Venlafaxin: SNRI (Serotonin Noradrenalin Reuptake Inhibitors) grubunda yer alan ve FDA (Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi) tarafından YAB’de elde edilen sonuçlara göre kullanımına tek onay verilen antidepresandır. Geç salınımlı formu (Efexor-XR) çok iyi tolore edilmektedir. Hem major depresyonda hem YAB’da etkinliği oldukça iyi olan bu ilacın150-225 mg/gün etkin doz aralığına haftada bir 37,5-75 mg artırarak yavaş yavaş ulaşılması ve % 5 kadar hastada, diastolik
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRIs): Bu grup içerisinde yer alan Fluoksetin (Prozac, Depreks, Fulsac vs), Sertralin (Lustral, Serdep, Seralin vs), Paroksetin (Seroxat), Flovoksamin (Faverin) ve Sitalopram (Cipram) (Tablo-??) depresyon tedavisinde olduğu kadar panik bozukluk, obsesif-kompulsif bozukluk, sosyal fobi, travma sonrası stres bozukluğu gibi anksiyete bozukluklarında da etkinliği bilinen ilaçlardır. Bu sebeple hernekadar YAB’nin tedavisinde onaylanmış kullanımları olmasa dahi hem diğer anksiyete bozukluklarındaki etkinliklerine hem de depresyonun YAB ile gösterdiği komorbiditeye dayanarak YAB’de de kullanılmaktadırlar. Trisiklik antidepresanlarla karşılaştırıldığında yan etki avantajları bu ilaçların kullanımını daha kolaylaştırmaktadır. Klinik deneyimlerime dayanarak YAB’de özellikle depresyonun eşlik ettiği tablolarda iyi sonuçlar alınabileceğini söyleyebilirim. Ancak tüm SSRI’ların kendilerinin, özellikle ilk bir hafta içinde, en azından bir kısım hastada yan etki olarak anksiyete yaratabileceği unutulmamalıdır. Bu sebeple doz titrasyonu bu ilaçlarda da hem başlarken hem bırakırken özenle yapılmalıdır.
Mirtazepin : Bu ilaçlar da Venlafaksine benzer olarak hem serotonin hem noradrenalin transmisyonunda artış yapmaktadırlar. Her iki ilacın seksüel yan etkilerinin oldukça az olması kullanımları için avantaj yaratmaktadır. Her iki ilacında tolore edilebilirliği oldukça iyidir. Mirtazepin sedasyon etkisinden dolayı gece yatarken alınmalıdır. Mirtazapin’in sedasyon etkisinin doz ile ters orantılı olduğu bilinir. Bu iki ilaca ait özellikler
Trisiklik antidepresanlar ve MAO inhibitörleri: Her iki grup içinde yer alan ilaçlar oldukça iyi anksiyolitik etkiye sahiptirler ancak bilindik yan etki profilleri (ortostatik hipotansiyon, ağız kuruluğu, sedasyon, kilo alımı gibi) kullanımlarını ileri derecede sınırlandırmaktadır. Ayrıca trisiklik ilaçların aşırı dozlarının ölümcül oluşları özellikle intihar riski olan hastalarda dikkate alınması gereken bir özelliktir.
Moklobemid: MAO inhibitörleri içerisinde RIMA, yani “reversible” MAO inhibitörü olani Moklobemid hem antidepresan hem anksiyolitik özellikleri oldukça iyi olan bir ilaçtır. Yan etki açısında da MAO inhibitörleri ve trisikliklerle benzemez. Klasik MAO inhibitörlerinde olduğu gibi yiyeceklerde ve içeceklerde bir sınırlandırmayı gerekli kılmaz. Ülkemizde Aurorix adıyla 150 ve 300 mg’lık tablet formunda piyasada bulunmaktadır.


