Bir gün, yaptığım bir uçak yolculuğu sırasında bir kız tanıdım. Çok enteresan bir tanışmaydı. Uçağa adımımı attım. Sonra koridora yöneldim ve koridorda sağa sola çarpmadan elimdeki küçük valizle yürüdüm. Uçağa biniş sırasında birkaç kişi önümde yürüyen kızdı o kız. Benden önce benim oturacağım yerin sağında kalan koridor tarafındaki koltuğa ben varmadan oturuvermişti.
Benim oturacağım koltuk tam ortadaki koltuktu. Ben sıranın başında kızın tepesi hizasında durdum el çantamı yerleştirdim. Yerime geçmek istediğimi belirttim. O, göz göze geldiğimizde benden hemen önce oturduğuna biraz pişman olmuş gibi yaptı. Ayağa kalktı. Koltuğuma oturdum. Koltuğa yerleşirken onun oturmasına kemerimi bağlarken çekingen ama meraklı gözlerle boy mesafesini yakalayıp, biraz başımı sola eğip yukarı doğru bakarak refakat ettim Bir iki çekingen gülümseme yüzümüzde belirdi. Sonrasında rahatladık aynı kalkıp oturma ritüelini bir başka yolcu ile yaşayana kadar. Benden sonraki o sıranın üçüncü yolcusuna bu sefer pek gülümseme yoktu. Daha önce tanışmış iki insanın yeni tanıştıkları bir başka kişiye gösterdikleri daha resmi bir muameleydi bu seferki. İkimiz bu kez koltuklarımızdan kalkıp üçüncü yolcunun cam kenarına geçmesine izin verdik. Bir müddet sessizlik sonrası sanki öndeki koltuğun arka cebine önceden konmuş ve birbirimize sorulması gereken bir iki luzumsuz sorunun sorulması sırası gelmişti. Hemşehri çıkmaya çalışan otobüs yolcusu gibi hissetsem de kız da tatlı kendimi tutmadım ve İstanbula gidiyorsunuz ? dedim O da hafif müstehzi gülümseyerek siz de öyle dedi. (!). Soru gibi değildi zaten söylediği şey. Biz anlaşmıştık ama. Bir komik sorunun bu kadar iş görebilmesi ölüp ölmeyeceğinizi bilmediğiniz bir uçak kabininde işe yarardı ancak. Uçağın da başka bir yere gitmesi olasılığı yoktu. Bu sorular istanbula varışımızı garanti altına alıyordu sanki. Benim için gülümsemeler hayatın durduğu yerde başladığı anlardır. Hep etkileyici olmuştur benim için. Hele böylesi. Kız Allah var güzel gülümsüyordu. Adını sordum. Beklediğim en zor soruyu sordunuz bana dedi. Beklediği ve en zor soru adının sorulmasıydı. Siz bana sorun o zaman dedim. Benim için kolay bir sorudur bu. Hayatta beklediği en zor soru buysa konuşmak istemeyeceğini düşünmedim. Bu bir zorluksa bu zorluğu aşan herkes her şeyin sonunu getirir diye düşündüm. bu soruyu hep bekliyordu. Endişeliydi, çok anlamadım. Zorluğunu o biliyordu ve sorulmasın derken bu soru onun kaderi haline dönüşmüştü belli ki hayatta. Ama o zorluğun ne olduğunu ben bilmiyordum.
Sonra anladım...Adını söylemekte gerçekten büyük zorluğu vardı. Telafuz edemiyordu çünkü. Bu zorluğun bir hikayesi de vardı. Şimdi ben de unuttum adını ama birkaç kez tekrar ederek söylemeye çalıştı. Güldüm şaşkınlıkla.. Çok sempatikti ve adı kadar yakın geldi bana adını söylemeye çalışırken .O an neden bilmiyorum uçaktaki yabancılığımızın ve varıp varamayacağımızın belirsizliğinin uçup gittiğini hissettim. Hiç bir şeyin önemi olmadığını düşündüm. Adımızın bile. İnsan olmamız yeter ve herkes aynı yolun yolcusu bu dünyada dedim kendi kendime.
Hayatımda ilk defa adını söyleyemeyen bir kız gördüm. Söylemeye çalışırken ağzından çıkan adlar hiç kendi adı olmuyordu sanki ve o bundan sıkıntı duyuyordu. Aslında adını ben anlamıştım. İsminin dışında da telafuz edemediği hiç bir şey yoktu.

















