Yükselenler

En Çok Okunanlar


Anksiyete Bozukluklarının Epidemiyolojisi Yazdır
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Prof.Dr. Oğuz E. Berksun   
Perşembe, 20 Ağustos 2009

Anksiyete bozuklukları sağlık hizmetlerine talebi önemli oranda artıran sağlık sorunlarındandır. Kliniklerdeki konsültasyon ve tetkiklerin çok önemli bir kısmı anksiyete bozukluklarına bağlı ortaya çıkan bedensel belirtiler nedeniyle yapılmaktadır. Özellikle depresif bozuklukla birlikte anksiyete bozukluklarının birinci basamak hastalarında çok yaygın olduğu, bu iki bozukluktan birine veya aynı anda ikisine sahip olma oranının birinci basamakta %25’e kadar çıktığı bildirilmektedir. Psikiyatriye başvuran hastaların ise yaklaşık %50’sinde anksiyete bozukluklarına rastlanmaktadır.

Bir yıllık zaman dilimi içinde yaklaşık sekiz kişiden biri emosyonel, davranışsal ve sosyal işlevlerini bozan dirençli bir anksiyete tablosu geliştirmektedirler. Anksiyete bozukluğu olan hastaların dörtte birinde belirtiler stres düzeyine göre dalgalanma göstermekte ve bozukluk kronik bir gidiş göstermektedir.

Anksiyete bozuklukları prevalansını araştıran en kapsamlı çalışmalardan biri Dünya Sağlık Örgütünün 1996 yılında sonuçlarını yayınladığı Sartorius ve arkadaşlarının yürüttüğü çalışmadır. 14 ülkede 15 merkezde yürütülen, 25000 erişkinin psikiyatrik bozukluklar açısından tarandığı çalışma sonucunda anksiyete bozuklukları prevalansı %10.5 bulunmuştur. En yüksek prevalans depresyona ait olup %11.7dir. Hem anksiyete hem depresyonun birlikte olduğu karışık (mixed) tabloların prevalansı ise bu çalışmada %4.6 olarak belirlenmiştir. 117 pratisyen hekimin 4867 hastası ile Avustralyada yürütülen bir başka çalışmada da depresyon ve anksiyete için 1 yıllık prevalans %20.6 olarak verilmektedir. Birinci basamakta prevalansın bu kadar yüksek olması şaşırtıcı değildir çünkü büyük tarama çalışmalarında da bu rakamlara yakın rakamlar bulunmaktadır. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen bir komorbidite çalışmasında 1 yıllık depresyon prevalansı %12.3 anksiyete prevalansı ise %17.3 dür (Kessler ve ark 1994). Avustralya sağlık bakanlığının Avustralya İstatistik Bürosunun verilerine dayanarak 1998 yılında yayınlamış olduğu istatistiklerde nufusun %9.7 sinin son bir yıl içinde anksiyete bozukluklarına ait belirtiler gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu verilerden elde edilen ilginç bir diğer bulgu ise 18-55 yaşları arasında bu prevalans rakamlarının sabit kalması ve 55 yaşından sonra giderek düşmesidir (- 1998).

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre anksiyete bozukluğu olan bir kişinin topluma 1 yıllık maliyeti 1542 dolar civarındadır. Dolaylı ve dolaysız kayıplar birlikte hesaplandığında tüm hastaların topluma bir yıllık toplam maliyeti 1998 yılı itibariyle tahminen 63,1 milyar dolardır.

Anksiyete bozukluklarının çoğu kadınlarda daha sık görülür. Kanada’da yapılan bir çalışmada anksiyete bozukluklarının bir yıllık prevalansı erkeklerde %9 kadınlarda ise %16 bulunmuştur. Yaşam boyu prevalans oranları Kuzey Amerika kaynaklı bir epidemiyolojik çalışmanın verilerine göre %10.4 ile %25.1 arasında değişmektedir.

Panik bozukluk için yaşam boyu prevalans %3.5 iken sosyal fobi için yaşam boyu prevalans %13.3 olarak bildirilmektedir. Anksiyete bozukluğuna sahip hastalar genellikle bir diğer anksiyete bozukluğu veya depresif mizaç bozuklukları (örn: major depresyon, veya distimik bozukluk) ile birliktedirler. Diğer komorbid durumlar madde bağımlılığı ve kişilik bozukluklarıdır. Yaklaşık vakaların %50 sinde komorbid olarak depresif bozukluk olduğu bildirilmektedir. Anksiyete bozukluklarının herbirinin epidemiyolojisine, kendilerine ayrılan bölümlerde biraz daha ayrıntılı yer verilecektir.

Son Güncelleme ( Perşembe, 20 Ağustos 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by Joomlashack