Yükselenler


Anksiyete Ne Zaman Sorun Olarak Ele Alınmalıdır? Yazdır
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazar Prof.Dr. Oğuz E. Berksun   
Perşembe, 20 Ağustos 2009

Anksiyete, bir tehlikenin veya tehdidin varlığında ortaya çıkmışsa, süresi ve şiddeti açısından duruma uygunluk gösteriyorsa patolojik kabul edilmez. Anksiyete gündelik yaşam içerisinde somut bir nedene (tehdit/tehlikeye) bağlı olarak ortaya çıkan biçimiyle ele alındığında -ki bu stres reaksiyonunun ta kendisi olabilir- patolojik oluşunu belirleyen üç ölçüt söz konusudur.

Bu ölçütlerin birincisi şiddet, ikincisi süre üçüncüsü ise günlük hayatı etkilemeye başlaması ve işlevselliği bozmasıdır. Günlük hayatımızı etkileyiş, anksiyetenin şiddetine bağlı olabilir. Ancak şiddeti yoğun olmayan bir anksiyete de insanın yaşamını zaman içinde etkileyebilir. Şiddeti ne olursa olsun uzun süren, kronik veya tekrarlayıcı anksiyete zaman içinde insanı yorgun düşürür, konsantrasyonunu bozar, uykuya dalma ve uykuyu sürdürme güçlüğü yaratır, gergin, sinirli ve tahammülsüz hale getirir. Stres reaksiyonu biçimiyle yaşanan anksiyetenin patolojikliğini belirleyen bir diğer özellik bu tipe özgü denebilecek travmatik olaya geridönüşler (flashbacks) ve otonomik aşırı uyarılmışlık hali, kaçınma davranışlarıdır.

Peki gerçekçi bir nedene, somut tehdit ve tehlikeye bağlı olarak ortaya çıkmıyorsa, anksiyeteyi, tümüyle patolojik olarak mı kabul edeceğiz? Zaman zaman insan belirli somut bir neden olmaksızın anksiyete yaşayamaz mı? Bu sorulara cevap vermeden önce anksiyeteyi yeniden tanımlamakta yarar var.

Anksiyeteyi, dış tehdit ve tehlikelerin varlığında ortaya çıkan stres reaksiyonu biçimiyle veya klasik tanımındaki somut bir neden olmaksızın içrel tehdit veya tehlikeler nedeniyle ortaya çıkan daha endojen biçimiyle, iki farklı kalitede yaşantılanan karmaşık nahoş bir duygudurum ve fizyolojik belirtiler kümesi olarak düşünebiliriz. Anksiyete ister reaktif ister yukarda “endojen” olarak tanımlanan biçimiyle olsun hayatımızın bir parçasıdır. Somut bir neden olmaksızın ortaya çıkan tipini de bu anlamda normal olarak tanımlamakta sakınca yoktur. Patolojik oluşu getiren şey genellikle anksiyetenin yaşanması değil anksiyetenin süresi ve şiddetiyle ilgili olarak ortaya çıkardığı işlev bozuklukları ve buna bağlı olarak gündelik hayatın akışını bozmasıdır. Belki işlev bozukluğunu yaratan süre ve şiddete ek olarak özellikle endojen olan biçimi için patolojikliği yaratan başka ölçütlere de yer vermekte yarar vardır. Bu ölçütler kaçınma davranışı, obsesyonlar, kompulsiyonların olarak sıralanabilir.

Buradaki anksiyetenin stres reaksiyonu biçimi ve “endojen” biçimi şeklindeki sınıflama girişimim oldukça anlaşılır olmasına karşın anksiyetenin, homojen bir yaşantı olmayabileceğine bir vurgudan öte bir anlam taşımayabilir ancak ben inanıyorum ki eninde sonunda anksiyete dediğimiz, homojenmiş gibi düşünmeye alıştığımız bu yaşantının zaman içinde başka başka tanımları yapılacaktır.

 
< Önceki   Sonraki >
Joomla Templates by Joomlashack