psikiyatrinet

PsikiyatriNet

PsikiyatriNet

kemal sayar

GİRİŞ/KAYIT

Kimler Online

Üye Bağlı Değil

Görüntülenme

353,028Ziyaretci:
500Bugunku Ziyaretci:
408Dunku Ziyaretci:
536Bu Sayfa Hiti:

YENİ ÜYELER

PsikiyatriNet

Prof.Dr. Oğuz E. Berksun

Yükselenler



AnaSayfa


Gel de Deli Olma Yazdır
Üye Değerlendirme: / 22
Kötüİyi 
Yazar Prof.Dr. Oğuz E. Berksun   
Cuma, 12 Eylül 2008

 Sorun insanın doğasında ve genetik yapısında saklı gibi görünse de bizi deli edecek o kadar çok şey var ki bu yaşam içerisinde. Panik bozukluğundan, sosyal fobiye, yaygın anksiyete bozukluğundan, depresyona, manik depresif bozukluktan şizofreniye, eskiden ruh kanseri denen takıntı/zorlantı bozukluğundan, hastalık hastalığına hatta normal gibi görünen ama hayatımızı zehir eden utangaçlıktan, kıskançlığa, muhterislikten, cimriliğe, başarı korkusu ile bezeli başarısızlıktan, talepkarlığa, boyun eğicilikten, kaprisliliğe, sevgisizlikten aşka kadar delilik diye nitelenebilecek pek çok insan halleri...

“Bunların hepsi delilik mi yani?” diyebilirsiniz bana. Ben de size evet derim inadına. Çünkü insan aklını ilgilendiren normalin veya alışılmışın dışında davranışların olduğu durumlardır bunlar. Delilik insan aklıyla, normalin dışında çalışan bir insan aklıyla ilgili terim. O zaman bu haller delilik değil de nedir? Bana başka bir isim bulun. Düşünün, şimdi. Ben eminim bulduğunuz isimler deliliğe eşdeğer olur örneğin kaçıklık, çılgınlık gibi. Şimdilerde bazılarına bozukluk diyoruz ki insanları damgalamayalım. Böylesi terimleri damgalayıcılıktan uzak kullanabildikten sonra mesele yok. Ayrıca her terime istersek bir güzellik ve bir lezzet katabilirsiniz. Ben de burada deliliğe bunu yapmak istiyorum. Aslında içinizdeki deliliğe ve deliye. Doğru yanlış ne derseniz deyin. Bana göre hayatın dalgalı, fırtınalı tarafında da olsa ruhsal bir zenginliği barındırıyor delilik. Bugün delilikle ilgili genetik kodların arasına gizli bazı genetik bölgelerin yaratıcılığın rezervuarları/depoları olduğunu gösteren bazı delillerin varlığına inanılıyor. En azından bir kısım hastalıkta bu şüphe oldukça yaygın kabul görüyor. Örneğin bipolar bozukluk. Yani, bu hastalıklı kabul edilen genetik zincirler halkaları arasında belki de insanı insan yapan genetik kodları gizliyorlar. Yaratıcılığın ve yaratıcı aklın gizi oralarda saklı... Pek çok yaratıcı insan biraz da deli değil midir zaten? Ayrıca bu yaşamda “akıllı” olup da “deli” olmamak mümkün değil ki. Hepimizi deli edecek şeyler vardır çünkü bu hayatta. Bazıları gerçekten deli edebilir insanı.

İnsansak akıllı bir varlığız demektir. Bizler daha önceki atalarımızdan daha da gelişmiş latince adı “homo sapiens sapiens” denen varlıklarız. Düşünen, hatta düşündüğünü düşünebilen insan anlamına geliyor “homo sapiens sapiens”. İnsan düşünmeyi, düşündüğünü düşünmeyi öğrendikten sonra delilikten normalliğe uzanan çok geniş bir yelpaze içinde normalliği aradığı ama bulamadığı bir noktada kendini buluveriyor. Öylece doğuyor o yelpazenin normale hiçbir zaman yaklaşamayan kanadına doğru. Belki de öyle kabul etmek istiyor kendini. Normale yakın(!) Ama normal insan yok. Olsaydı insanlık olmazdı. Örneğin aramızda her an kötü bir haber alacağı endişesi, her an kötü bir şey olacağı endişesi taşıyan; ufacık bir uyaranla irkilmeye hazır yaygın anksiyete bozukluğuna sahip insanlar olmasaydı türümüz hayatta kalır mıydı acaba? İnsanbilimsel, filogenetik (türün oluşumuna/gelişimine ait) bir bilgi bu. Biraz korkak biraz panik insanlar insanlık tarihi boyunca pek çok şeyden korudular belki bu heyecanlı halleri ile insan türünü. Alarm görevi gördüler diğer insanlar için. Daha normal insanlar da bunun üzerine düşündüler sonra bu düşündüklerini bir kez daha düşündüler. Homo Sapiens Sapiens oldular.

“İnsanın başına gelen değil başına gelenle ne yaptığı önemlidir.” Ne kadar güzel bir söz değil mi? Bu bir aforizma. Ama geçerli bir aforizma. Çünkü insanı sıkışmış olduğu köşeden çıkarıyor başka şeyler de yapabileceğini hatırlatıyor “düşünen insana” homo sapiense.

İnsanın başına gelen ne? Dünyaya gelmek. Başına gelenle ne yapmış insan. Biraz da delirmiş desek kötü mü etmiş oluruz ademden beri. Eğer onlar elmayı yemeselerdi. Cennetten kovulmayacak. Bizlerde olmayacaktık. Belki delilikler bir işe yarıyor. Kötü gözle baktığımız hastalık diye nitelediğimiz insan halleri, daha hafif adları ile ruhsal rahatsızlıklar belki de bizim kurtarıcılarımız.

Not: Ruhsal hastalıklardan dolayı insanların stigmatizasyonunun yani etiketlenmesinin/damgalanmasının önlenebilmesi için bizlerin terimleri olumsuz yüklerinden arındırmamız gerektiğine olan inancımla yazdığım bir yazı. Suxe isimli bir popüler dergide yayınlandı.

Son Güncelleme ( Cuma, 02 Ocak 2009 )
 
Sonraki >
 


PsikiyatriOnline Bağlantı   Sponsorluk & Partnerlik   PsikiyatriNet Hakkında


© 2009 PsikiyatriNet
PsikiyatriOnline PsikiyatriNet'in bir hizmetidir.