psikiyatrinet

PsikiyatriNet

PsikiyatriNet

Prof.Dr. Oğuz E. Berksun

GİRİŞ/KAYIT

Kimler Online

Üye Bağlı Değil

Görüntülenme

341,020Ziyaretci:
265Bugunku Ziyaretci:
597Dunku Ziyaretci:
462Bu Sayfa Hiti:

Yükselenler

En Çok Okunanlar



AnaSayfa


Kadınlarda Cinsel Uyarılma Bozukluğu Yazdır
Üye Değerlendirme: / 7
Kötüİyi 
Yazar Prof.Dr. Oğuz E. Berksun   
Cumartesi, 02 Ağustos 2008

Prof.Dr. Oğuz E. Berksun Anneyiz Biz (www.anneyiz.biz) dergisi Ağustos sayısında çıkan kadın cinsel işlev bozukluklarından olan uyarılma bozukluğuna ilişkin söyleşi.

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozuklukları Nelerdir?

Kadınlarda cinsel işlev bozuklukları şunlar: Cinsel Arzu/İstek Bozukluğu, Cinsel Uyarılma Bozukluğu, Orgazm bozuklukları, vajinismus (cinsel ilişki kuramama, vajenin dış üçte bir kaslarının cinsel ilişkiye müsade etmeyecek şekilde istemsiz kasılması), disparoni (ağrı bozukluğu), cinsel kaçınma bozukluğu. Bu bozukluklar oldukça yaygın kadınlar arasında. Özellikle arzu/istek ve uyarılma bozuklukları tahmin edilen oranların üzerinde. Orgazm bozuklukları ise üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu çünkü kadınlarda orgazm erkeklere göre bir miktar farlklı hem niteliksel hem niceliksel çeşitlilik gösteriyor ancak kadınların pek çoğu bu çeşitlilikten habersizler. Bilen ancak yaşamayanlar/yaşayamayanlar bir yana bilgisizlikten dolayı orgazm olamayan kadınların oranı çok yüksek. Konumuz sanıyorum cinsel uyarılma bozukluğu isterseniz ona ilişkin sorularınızla devam edelim.

Cinsel Uyarılma Bozukluğu gözden kaçan bir bozukluk mudur?

Son yıllara gelinceye kadar kadın cinsel uyarılma bozukluğu bilim dünyasının araştırma ve ilgi alanı içerisine girememiştir. Bu durumun bilim dünyasını da etkileyen, kadına ve kadın cinselliğine yönelik yaygın taraflı / erkek egemen toplumsal tutum ve anlayışlarla ilgili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bilim dünyası uzunca bir süre toplumsal anlayışlara koşut kadınlardaki bu bozukluğu gözardı etmiş, hatta gerçek bir bozukluk olmadığını bile düşünmüştür. Oysa kadın uyarılma bozukluğunun erkekteki eşdeğeri erektil işlev bozukluğu (sertleşme/dikleşme bozukluğu) bilim dünyasında çok uzun yıllar, yapılan araştırmaların başlıca konusunu oluşturmuştur. Yıllar süren, bu konu üzerine odaklanan araştırmalar sonunda bir ürün vermiş erektil işlev bozukluklarının önemli bir kısmında işe yarayan bir ilaç geliştirilmiştir. 1990 yılında piyasaya sürülen şimdi pek çok ticari eşdeğeri olan Sildenafil’in (viagra’nın) erektil disfonksiyondaki kayda değer etkinliği ve ilacın ticari başarısı sonrası kadın uyarılma bozukluğu da günümüzde bilimsel ve ticari açıdan ilgi çeken bir sorun olarak görülmeye başlanmıştır.

Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu nedir?

Kadın cinsel uyarılma bozukluğu erkekteki ereksiyon bozukluğunun kadındaki eşdeğeri olarak kabul edilir. Erkekte uyarılma ile yaşanan fizyolojik değişim penisin kavernöz yapılarına kan dolması sonucu penisin sertleşmesi ve dikleşmesi iken kadında genital (cinsel) organlarda ve çevresindeki dokularda kanlanmanın artması, bunun sonucunda dış cinsel organ dokularında dolgunlaşma, vajinal haznenin boyunda uzama, vajen duvarlarının yumuşayıp yastıksılaşması ve cinsel ilişkiye uygun hale gelmesidir. Kadınlarda cinsel uyarılma ile ortaya çıkan cinsel ilişkiyi zevkli hale getiren en önemli şey ise vajenin ve vajen haznesinin ıslanması ve kayganlaşmasıdır. Bu kayganlaşma vajeni saran kaslara penis tarafından yapılan masajı kaliteli hale getirir. Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu bu ıslanma ve kayganlaşmanın olmaması durumudur. Bu bozukluğa sahip olan kadınlarda genellikle Cinsel İstek/Arzu Bozukluğu da vardır.

Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu ve Lubrikasyon Bozukluğu yani vajinal kuruluk aynı şey mi?

Lubrikasyon (ıslanma, kayganlaşma) esasen cinsel uyarılmanın bir fonksiyonudur ve uyarılmanın bir sonucu olarak karşımıza çıkar ancak bazan cinsel istek/arzu ve ardından uyarılma hissedilmesine karşı kayganlaşma/ıslanma olmayabilir. Bu uyarılmanın yetersiz oluşu veya kesintiye uğraması ile ilgili olabilir ancak biz lubrikasyon bozukluğu dediğimizde yine de cinsel uyarılmada bir bozulma olduğunu, cinsel uyarılma bozukluğu dediğimizde de genelde ıslanma ve kayganlaşmada bir bozukluk olduğunu anlarız. Dolayısıyla lubrikasyon bozukluğunu cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel uyarılma bozukluğunu lubrikasyon bozukluğu olarak isimlendiririz. Yine de buna uymayan durumlar yaşanabilir. Örneğin manopozal kadınlarda cinsel istek ve uyarılma olabilir (kadınlar tarafından böyle rapor edilirken) ıslanma ve kayganlaşma yetersiz kalabilir. Bazan da bir kısım kadında ıslanma/kayganlaşma çok şiddetli olabilir ama öznel duyum ve uyarılma ve haz insanı orgazma taşıyamayacak kadar künt ve yetersiz kalabilir. Aşırı ıslanma ve kayganlaşma cinsel hazzın yakalanmasını güçleştirir. Kısaca insan biyolojisi bazan iki kere ikinin dört etmediği bir mantık içinde çalışabilir.

Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu Sıklığı Nedir?

Kadın cinsel uyarılma bozukluğunun, bir yanıyla cinsel arzu bozukluğu ile birlikte düşünülmesi gereken bir tabiatı vardır. İsteğin ve arzunun olmadığı yerde uyarılmanın olması beklenemez çünkü. Buna karşın her uyarılma bozukluğu cinsel istek ve arzu yokluğuna koşut olarak ortaya çıkmayabilir. Öyle vakalar ve durumlar vardır ki cinsel arzu ve istek vardır ancak cinsel cevap bu noktadan sonra aksar ve uyarılma ortaya çıkmayabilir. Bu, insanı, cinsel istek ve arzuyla ortada bırakır. İnsanın istek ve arzusu olup uyarılmanın küntleşmesi oldukça sinir bozucu bir durumdur. Yaygınlık, sıklık, yapılan araştırmalarda farklılık gösterse de cinsel arzu bozuklukları ile birlikte düşünüldüğündü %30-50 oranlarına kadar ulaşabilmektedir. Bu yaşam boyu yaygınlığı gösteren oranlardır. Yani kadınların %50 ye yakını, hayatlarının bir döneminde uyarılma bozukluğu yaşarlar anlamına gelir. Sık rastlanmasa da ıslanma/kayganlaşma bozukluğu bazı kadınların cinsel olarak aktif oldukları dönemin tamamında, baştan sona var olan bir durum olabilir.

Kadın cinsel uyarılma bozukluğunun sebepleri nelerdir?

Burada biyolojik, psikolojik pek çok sebep sayabiliriz örneğin ilaç kullanımlarına bağlı yan etkiler, hormonal değişimler ve eksiklikler, menopoz, yaşanan cinsel travmalar hatta duygusal veya fizik travmalar uyarılma bozukluğuna sebep olabilir. Kadınların, en azından bir bölümü bir adet dönemininin her fazında aynı arzulama ve uyarılma düzeylerine ulaşamayabiliyorlar örneğin. Ancak şunu söylemekte fayda var. Kadın cinselliği erkek cinselliğinden biraz daha karmaşık.

Bu kadar yaygın oluşu içinde cinsel bilgisizlik, eşlerin birbirlerini tanımamaları ve cinselliği bilmemeleri olabilir mi?

Bence en önemli sebeplerden biri bu olabilir. Sevişmeyi ve sevmeyi bilmeme. Kadın cinselliğini bilmeme, kadının kendi cinselliğini anlamamış olması, erkeğin anlamamış olması çok önemli. Kadının, kendi cinselliğini anlamış olsa bile erkeğe aktaracak, öğretecek kadar cesaretli olamaması veya toplumsal anlayışların buna müsade etmeyişi önemli bir sorun. Cinsellik bir çeşit iletişim. Bu iletişim içinde kadın ve erkek iç dünyalarını yani ruhsal dünyalarını, biyolojik dünyalarını, hormonal/humoral (hormonal, tensel, sıvısal) dünyalarını paylaşıyorlar. Bunlarla ilişkili duyumlarını, duygularını paylaşıyorlar. Bu içimizdeki psikobiyolojik bir çeşit müziğin karşılıklı ve birlikte hissedilişi anlamına geliyor. Kadın ve erkek tarafından hissediliş. Bu müziği kadın ve erkek iyi hissetmeliyiz. Hissetmekte yetmez çalmalı hatta bestelemeliyiz. İnsanlar bestelemek ve çalmak zorunda oldukları, müzik kadar zengin birşeyle uğraştıklarının farkında değiller. Bir notaya bile yanlış basmak bazan bütün uyumu bozabilir bu anlamda. Uyumun defalarca bozulduğunu düşünün bu durumda giderek o müziğin birlikte bestelenişi ve çalışınışı sırasında coşkuyu ve hazzı yakalamak kolay olabilir mi? Ben şef olsam böyle bir orkestrayla müzik yapmak istemem. Pavlov’un köpekleri gibi her defasında keyf vermeyen bir nota kadının beynine vajinal salgılamayı, ıslanmayı, kayganlaşmayı kesmeyi emrettiğini düşünün bu durum tabii ki zaman içinde kadının sakatlanması ile sonuçlanacaktır. Zaten cinsellik söz konusu olduğunda kadının üzerinde tahmin ettiğimizin ötesinde bir baskı var. Bu baskıyla körelmiş veya körelmeye eğilimli bir cinsellik var. Bunların hepsi bir arada düşünüldüğünde kadın baştan itibaren cinsellikte çok şanslı olmayabilir. Cinsellik kadın için geliştirilmesi gereken birşey. Erkekten çok daha fazla buna ihtiyaç gösteriyor. Bedenin ve ruhun, hem de özgür bir hissediş içinde eğitimine ihtiyaç duyuyor bence. Erkek için de aynı şey cinsellik ancak erkek belki bir halterciye kadın ise bu noktada ritmik jimnastikçiye benzetilebilir. İkisinin de eğitimine ihtiyaç var ama bir halterciyle ritmik jimnastikçinin bir arada oluşu ironik. Karikatürize bir şey. Ama bu benzetmenin gerçek bir yanı var.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 02 Ağustos 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
 


PsikiyatriOnline Bağlantı   Sponsorluk & Partnerlik   PsikiyatriNet Hakkında


© 2008 PsikiyatriNet
PsikiyatriOnline PsikiyatriNet'in bir hizmetidir.