
| Bireysel Psikoterapi |
|
| Yazar Prof.Dr. Oğuz E. Berksun | |
| Pazartesi, 14 Nisan 2008 | |
|
Konuşma insan için beyin ve dış dünya arasında etkileşimi sağlayan son derece önemli bir araçtır. Sözel etkileşim dışında kalan duygusal etkileşimle birlikte konuşma büyüme ve gelişme sürecinde kişiliğimizin ana şekillendiricilerinden biridir. Klasik psikoterapi anlayışı içerisinde psikoterapide sağlamaya çalıştığımız, kişiliğimizde normal büyüme süreci içerisinde eksik kalmış, tamamlanmamış parçaları bulmak, tamir etmek ve işe yaramaz olanları değiştirmektir. Bu açıdan psikoterapi süreci de bir çeşit büyüme ve gelişme sürecine benzer. Bu sebeple psikoterapi tıpkı bir çocuğun zihinsel, duygusal ve kişisel büyüme ve gelişmesinde olduğu gibi etkin bir araç olan konuşmayı insan etikileşimi ile birleştiren ve araç olarak kullanan bir tedavi türüdür. Psikoterapi konuşma tedavisi olarak bilinir. Buna karşın, sadece konuşmayı bir araç olarak kullanmaz tedavici (psikoterapist) ve hasta arasında kurulan iletişim ve etkileşim ve bunlarla sağlanan bilinçli veya bilinç dışı öğrenme tedaviye temel teşkil eder. Motive (hevesli), içgörüsü iyi olan ve değişime niyetli insanlarda sonuç verir. Klasik psikoterapi türleri dışında, kişilikte bir değişimi yaratmayı amaçlamadan, sadece hastalık belirtilerini ortadan kaldırmaya yönelik uygulanan psikoterapi türleri de vardır. Psikoterapi ruhsal hastalıkların iyileştirilmelerinde psikolojik metodları kullanan tedavilere verilen isimdir. Psikoterapi bu sebeple birlikte yapılsalar bile fizyolojik, biyolojik müdahaleleri örneğin ilaç tedavisini, elektroşok tedavisi gibi tedavileri kapsamaz. Psikoterapi Sigmund Freud sonrası yani 19. yüzyılın sonlarında bilimsel bir anlam kazanmıştır. Freud o yıllarda Psikoanaliz olarak adlandırdığı yöntemi bir tedavi yöntemi olarak önermiş ve yıllar içerisinde değişik versiyonlarda bu yöntem bugüne kadar kullanılagelmiştir. İnsanın bilinçli düşünce süreçlerinden çok bilinç dışı süreçlere tabii olduğu, bilinç dışı materyallerin ve çatışmaların anlaşılmasının iyileşmeyi getireceği tezini benimser. Pek çok ruhsal durum için bugün ortadox analitik olmasa da dinamik olarak adlandırılan ve psikanalizin yöntem ve içeriğinden yararlanan tedaviler kullanılmaktadır. Psikanaliz bundan yüz yıl veya elli yıl önceki etkisini yitirmeye yüz tutmuştur. Psikoterapiler içerisinde bugün çok önemli bir yeri olan davranışçı tedaviler ise insanların istenmeyen alışkanlıklarını ve şartlanma ile ortaya çıkmış irrasyonel korkularını yok etmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Teknik olarak örneğin sistematik duyarsızlaştırmayı, istenmeyen alışkanlıklarını sonlandırmaya yönelik negatif uyaranları, yani aversif koşullanma gibi doğrudan davranış yapılandırmalarına dayanan yöntemleri kullanır. Altta yatan açık veya örtülü (bilinçdışı) sebeplerle uğraşmaz. Humanistik Terapi optimistik bir tedavidir. Humanistik anlayış İnsanın kendini gerçekleştirmeye yönelik doğal bir eğilimi olduğuna inanır. Rogers (client centered therapy) ve Abraham Maslow (self actualization) gibi terapistlerin kullandığı tedavi teknikleri tedavici ve danışan (veya hasta) arasında oldukça yoğun interaksiyonu barındıran tekniklerdir. Bu yaklaşımlar içerisinde tedaviciler tedavi olan insanların söyledikleri veya yapmak istediklerini gerçekleştirmelerine cesaretlendirir. Bu yolla insanların kendileri hakkında farkındalıklarının artırılması sağlanır. Bugün kullanılan diğer Terapi yöntemlerinden Bilişsel (Cognitive) Terapiler insanlara belirli, negatif düşüncelerinin irrasyonel (gereksiz ve anlamsız) olduğunu göstermeye düşünsel olarak daha pozitif, yapıcı fikirleri ortaya çıkarmaya çalışır. Albert Ellis’in rasyonel-emotif tedavisi içerisinde örneğin kişinin olumsuz düşünceleri üzerinde tartışılır. Aaron Beck’in bilişsel yeniden yapılandırma tedavisinde yeniden yapılandırma için ulaşılabilir hedefler belirlenir ve bunlar üzerinde çalışılır. Diğer psikoterapi yöntemlerinde de insanların kendileri hakkındaki fikirlerinin gözden geçirilmesi ve kendilerini tanımaları önemli kabul edilir. Psikoterapi pek çok hastalık ve ruhsal durum için etkin ve etkili bulunsa da positif sonucların hangi yoldan ortaya çıktığı ve hangi mekanizmalara bağlı olduğu konusunda görüş birliği yoktur. Araştırmacıların çoğu terapist değişkenini herşeyden çok önemserler. Bu araştırmacılara göre terapötik alyans (işbirliği, birliktelik) terapötik etkinlik açısında son derece önemlidir. Terapötik işbirliği-birliktelik içerisinde terepist değişkeni ve müdahale sistematiği resiprositesinden (karşılıklılığından) doğan (hastayı-insanı) etkileme süreci psikoterapi olarak kavramlaştırılabilir. Bu etkileme-etkilenmenin doğruluğuna ilişkin inandırıcı bilimsel kanıtlar vardır. Kişilerarası sürecin nasıl idare edilebileceğine odaklanma, olumsuz duygulanımların ortaya çıkarılmasından kaçınmaya dönük stratejiler geliştirme, çeşitli (birden fazla) terapötik yaklaşımları (birarada) kullanacak kadar esnek olma terapi eğitimi alanlar için önerilen şeylerdir. Bireysel psikoterapi terapist ve müşterinin, emosyonel, sosyal sorunların çözümü için bir araya geldiği bir süreçtir. Psikoterapiler arasındaki farklar Her ne kadar çoğu klinisyen ve kuramcı farklı terapi türlerinde ortak terapötik müdahaleleler yapıldığına dikkat çekseler de özellikle farklı okullara mensup terapistler kendi mensup oldukları okulun terapi biçimlerine özgü teknikler kullandıklarını söylemektedirler. Örneğin dinamik terapistler yorumlama, klarifikasyon, konfrontasyon gibi expressif teknikleri, client centered terapistler ise refleksiyon ve positif saygı (positive regard) gibi teknikleri kullandıklarını; bilişsel terapistler otomatik düşünceleri incelediklerini, belirli inanışlara karşı kanıtları gözden geçirdiklerini, olaylara farklı açıklamalar getirdiklerini, hastalara ev ödevleri verdiklerini söylemektedirler. Bunlar gerçekten klinik pratikte farklı yöntemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmalarla da ortaya konmuş bir gerçek gibi görünmektedir. Ancak şu da bir gerçektir ki terapiler bir parça esnektir ve kısa dönemli analitik terapi client-centered terapiden daha fazla yorumlayıcıdır. Ama client centered terapide de yorumlama yapılır. Dahası Auerbach, experiential therapistlerin kısa dönemli analitik terapistlerden daha fazla yorumlama kullandıklarını göstermiştir. Ayrıca farklı psikoterapi kuramcıları benzer tekniklere farklı adlar vermekte veya farklı teknikleri aynı amaçları gerçekleştirmek üzere kullanmaktadırlar. Bunlara ek olarak söylenebilecek en önemli şey supportif tedavilerle ilgili olandır. Supportif tekniklerin başarılı tüm tedavi yöntemleri içerisinde az çok yeri vardır. Bazı araştırmacılar başarılı tedavi yaklaşımlarının destekleyici teknikleri de kaçınılmaz olarak içerdiğini ileri sürülmektedirler. Pozitif pekiştireçlerin insan yaşamındaki önemi düşünüldüğünde bu iddianın çok güçlü bir iddia olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. |
|
| Son Güncelleme ( Perşembe, 17 Nisan 2008 ) |
| Sonraki > |
|---|

















