psikiyatrinet

PsikiyatriNet

PsikiyatriNet

kemal sayar

GİRİŞ/KAYIT

Kimler Online

Üye Bağlı Değil
  • Şu anda 1 misafir bağlı

Görüntülenme

329,876Ziyaretci:
28Bugunku Ziyaretci:
277Dunku Ziyaretci:
425Bu Sayfa Hiti:

YENİ ÜYELER

PsikiyatriNet

Prof.Dr. Oğuz E. Berksun

Yükselenler



AnaSayfa


Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Geliştirme Yazdır
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazar Leyla Baysan Ardabacı, Aycan Karadağlı   
Perşembe, 28 Şubat 2008

Özet: Araştırma, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma durumlarını ölçmek amacıyla bir ölçek geliştirmek ve geliştirilen ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini saptamak amacıyla planlanmış, metodolojik bir çalışmadır.

Veriler, Bornova Eğitim ve Araştırma Sağlık Grup Başkanlığına bağlı 18 Sağlık Ocağı ve 3 AÇSAP Merkezi’nde çalışan 154 hemşire ve ebenin, araştırmacı tarafından geliştirilen “Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek” formu ve“Tanıtıcı Bilgi Formu” ile elde edilmiştir.Ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı r = 0.76 olarak bulunmuş olup, geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir. hemşire ve ebelerin toplam ölçek puan ortalaması 18.38 ± 5.23 olarak belirlenmiş ve kadına yönelik şiddet olgusuyla karşılaşma durumlarının ve kadına yönelik şiddet konusuna ilişkin kendi yeterlilik algılarının, fiziksel ve ruhsal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamaları üzerinde oldukça etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Hemşire-Ebe, Ölçek SUMMARY: THE SCALE RECOGNIZING THE SIGNS OF VIOLENCE AGAINST WOMAN BY NURSES AND MİDWİFES

This descriptive and cross sectional research is planned for the purposes of developing a scale for assesing the capacity of recognizing the signs of violence against woman among nurses and midwifes and to determine the reliability and validity of this scale.
Data was collected from 154 nurses and midwifes who working 18 health clinics and 3 Mother-Child Health and Family Planning Centers (MCHFPC) which were connected to Authority of Health Education and Research Headship of Bornova. The nurses and midwifes had filled “The Scale for Recognızıng The Sıgns of Vıolence Agaınst Woman by Nurses and Midwifes” developed by the investigators and sociodemographic data form. Cronbach Alpha ratio of the scale was 0.76. The scale was found reliable and valid.The mean total score of the scale was 18.38 ± 5.23. The nurses and midwifes who had encountered the cases of violence against woman and who had perceived themselfs as self sufficient had higher scores of physical, emotional and total scale.
Key Words: Violence, Nurse-Midwife, Scale

GİRİŞ

Toplumları incelediğimizde, tarih boyunca şiddete en çok maruz kalanların, kadınlar olduğu ve şiddetin, ilk olarak aile kurumunda ortaya çıktığı görülmektedir. Kadınlar, erkek egemen toplum yasalarının geçerli olduğu bir dünyada, cinsiyetçi bir düzen içinde, özel yaşamlarında yada kamusal alanda çeşitli şiddet olayları ile karşı karşıya kalmışlardır (1). Tarih boyunca kadına şiddet uygulama, erkekler tarafından doğal hak olarak görülmüş ve bundan dolayı yazılı ve yazısız toplumsal kurallarla kadına yönelik şiddet hoş görülerek desteklenmiştir. Erkeğe güçlü ve yönetici imajı çizilirken, kadın baskı altında tutulmuştur (1, 2). Her toplumda, her dönem kadının eşi tarafından kendisine yöneltilen şiddet davranışıyla karşı karşıya kaldığı fark edilmiştir. Ancak, konuya aile içinde çözülmesi daha uygun olan kişisel bir sorun olarak bakıldığından, bu konu bilim adamlarının pek ilgisini çekmemiştir. Son yıllarda, bazı ülkelerde kadının şiddetten korunması veya şiddetin önlenmesi ve kadının rehabilite edilmesi açısından olumlu gelişmeler kaydedilmiş ve dikkati çeken çabalar sarfedilmişse de, halen, dünya üzerinde pek çok kadın, uygulanan şiddet nedeniyle fiziksel ve ruhsal yönden birçok sağlık problemiyle yüz yüze gelmektedir (2, 3, 4). Bugün dünya üzerinde yaşayan kadınların yarısı eşlerinden şiddet görmektedir. Çin’de, yılda 1 milyon kız çocuğunun doğar doğmaz öldürüldüğü (5), Papua Yeni Gine’de kırsal kesimdeki kadınların % 67’sinin şiddete maruz kaldığı (6) ve Amerika Birleşik Devletleri’nde her 6 dakikada 1 kadının tecavüze uğradığı (5), her 10-15 saniyede 1 kadının dayak yediği ve kadınların yaklaşık %13-30’unun yaşamlarının bir döneminde aile içi şiddeti deneyimlediği belirtilmektedir (7). İngiltere’de her dört kadından birinin yaşamlarının bazı dönemlerinde istismarı deneyimlediği, her 7 kadından birinin birlikte olduğu erkek tarafından tecavüze uğradığı (5), tüm şiddet suçlarının % 25’ini aile içi şiddet suçunun oluşturduğu ve aile içi şiddet suçundan çoğunlukla erkeklerin tutuklandığı saptanmıştır (8). Fransa’da ise, her ay 6 kadının aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybettiği (5), İrlanda’da yaklaşık her 5 kadından 1’inin yaşamlarının bir döneminde aile içi şiddetin herhangi bir formunu deneyimlediği (9), Rusya Federasyonu’nda her gün 36 bin kadının eşleri tarafından dövüldüğü ve her 40 dakikada bir kadının aile içi şiddet sonucu öldüğü belirtilmektedir (10). Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de kadınlar değişik biçimlerde şiddete maruz kalmaktadır. Eşlerinin fiziksel olarak kötü davranışlarına maruz kalan kadınların yaygınlığına ilişkin verilerin oldukça sınırlı olmasıyla birlikte, Türk toplumunda dayağın yerleşmiş ve üstü kapalı bir sorun olduğu ve toplum olarak soruna tepkimizin çok yetersiz olduğu göze çarpan bir gerçektir. Toplumumuzda, kadınlar eğitimden yoksun bırakılarak eve mahkum edilmekte, ekonomik faaliyetleri yasal ve geleneksel birçok engellerle kısıtlanmakta, çalışma yaşamında haksızlık ve ayrımcılıkla karşılaşmakta ve herhangi bir şekilde desteklenmediğinde şiddetin ilk hedefi olmaktadır (5, 8, 11).Kadına yönelik şiddet, çok yaygın ve bir o kadar da gizlenen bir olgudur. Corbally tarafından belirtildiği üzere, Lydon (1996) Accident and Emergency (A&E) departmanlarında görülen tüm aile içi şiddet olgularının ancak % 5’inin (hatta bazı kaynaklara göre %3’ünün) farkedilebildiğini ifade etmiştir (9). İnsanlığın gelişimine bir engel ve bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet, müdahale edilmediğinde nesilden nesile aktarılan, evrensel ve sosyal bir problemdir. Kadına yönelik her türlü şiddet önlenmedikçe, toplumların tam olarak sağlığa ulaşması olanaksız görünmektedir. Tüm toplumun olumsuz etkilendiği bu sosyal problemi önlemede, toplumun tüm kurum ve kuruluşlarına, özellikle birey, aile ve toplum sağlığının korunması, geliştirilmesi, tedavi, bakım ve rehabilitasyonundan sorumlu sağlık sektörüne önemli görevler düşmektedir. Özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşire ve ebeler, şiddete uğrayan kadınların sıklıkla başvurabilecekleri kurumlarda hizmet vermeleri nedeni ile, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde, çok daha stratejik bir konuma sahiptirler. Bu konumlarından dolayı potansiyel kadına yönelik şiddet olgularının erken saptanmasında ve kadınların içinde bulundukları duruma ilişkin kabul edilebilir çözüm yolları bulunmasında, fiziksel ve ruhsal olarak gerekli yardımı sağlamada hemşire ve ebelere önemli görevler düşmektedir (1, 4, 7, 10, 12, 13, 14, 15, 16).

AMAÇ VE YÖNTEM

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde, bulundukları konumdan ve cinsiyetlerinden dolayı şiddete uğrayan kadınlara en yakın sağlık çalışanı olan hemşire ve ebelerin, şiddeti tanılamadaki rollerinin önemi düşünülerek yapılan bu araştırma;- Hemşire ve ebelerin sosyo-demografik, mesleki özelliklerini, kadına yönelik şiddet konusundaki eğitim ve deneyim durumlarını belirleyerek, bunların kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma ile ilişkisini incelemek, - Birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma durumlarını ölçmek amacıyla bir ölçek geliştirmek,- Geliştirilen ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini saptamak amacıyla planlanmış ve uygulanmıştır.Araştırma 09.01.2003-19.02.2003 tarihleri arasında İzmir ili, Bornova Sağlık Grup Başkanlığı’na bağlı 18 Sağlık Ocağı ve 3 Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezi’nde yapılmıştır. Araştırmanın uygulanabilmesi için İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nden resmi izin alınmıştır. Ayrıca araştırmanın yürütüleceği, Sağlık Ocakları ve AÇSAP Merkezleri’nde görev yapan hemşire ve ebelerle görüşülerek, araştırma hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın uygulaması için hemşire ve ebelere en uygun zaman belirlenmiş ve araştırmaya gönüllü katılanlar alınmıştır. Araştırmanın evrenini, 18 Sağlık Ocağı ve 3 AÇSAP Merkezi’nde görev yapan tüm hemşire ve ebeler oluşturmuş (n = 203) ve evrenin tümü araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, hemşire ve ebelerden izinli olma, hastalık ve görev yeri değişikliği gibi nedenlerle kurumlarında bulunmayanlar dışında, araştırmaya katılmayı kabul eden 154 hemşire ve ebe oluşturmuştur. Böylece evrenin % 76’sına ulaşılmıştır. Verilerin elde edilmesinde, araştırmacı tarafından literatür taranarak geliştirilen “Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek” formu ile “Tanıtıcı Bilgi Formu” kullanılmıştır. “Tanıtıcı Bilgi Formu”nda, hemşire ve ebelerin sosyo-demografik özelliklerini, mesleki özelliklerini, kadına yönelik şiddete ilişkin eğitim ve deneyim durumlarını, kadına yönelik şiddet olgularına müdahale edilme durumuna ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik kapalı ve açık uçlu olarak hazırlanan 20 soru ve“Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu”nda, “Doğru” ve “Yanlış” şeklinde yanıtlanan 33 madde yer almıştır.Ölçeğin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması: Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formu’nun araştırmacı tarafından 79 madde olarak hazırlanan ilk şekli, 12 profesyonelin (5 Akademisyen Hemşire, 4 Hekim, 2 Sosyolog ve 1 Psikolog) görüşüne sunulup, görüşler doğrultusunda yapılan değişiklikler sonucunda 33 maddelik bir ölçek formu oluşturulmuştur. Uygulama öncesi 12 hemşire ve ebe ile yapılan pilot çalışma sonrasında, bu ölçek formuna son şekli verilerek kapsam (içerik) geçerliği sağlanmıştır.Ölçek Formu’nun yapı geçerliğini belirlemek amacıyla, temelde birbiri ile bağlantılı değişkenleri belli kümelerde bir araya getirmeye yarayan Bileşen Çözümlemeleri (Factor Analysıs) uygulanarak 13 Faktör (Alt Boyut) elde edilmiştir. Ortaya çıkan 13 Alt Boyut araştırmacı tarafından, ilgili literatür taranarak ve uzman görüşlerinden yararlanılarak kuramsal beklentiler ve birikime dayalı olarak temelde 2 Alt Boyutta (Fiziksel-Duygusal)) toplanmıştır.Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formundan, yüksek bir Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı (r = 0.76) elde edilerek, ölçeğin güvenle kullanılabileceği belirlenmiştir.

Tablo 1 : Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek’in, Fiziksel ve Duygusal Alt Ölçek Puanları İle Toplam Ölçek Puanının Pearson Correlation Katsayısına Göre Dağılımı

TOPLAM

FİZKSEL

DUYGUSAL

TOPLAM

r (Pearson Correlation)PN

1.000 154

.858 ** .000 154

.889 ** .000 154

FİZİKSEL

r (Pearson Correlation)PN

.858 ** .000 154

1.000 154

.528 ** .000 154

DUYGUSAL

r (Pearson Correlation)PN

.889 ** .000 154

.528 ** .000 154

1.000 154

P < 0.01 Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek Formundan elde edilen Pearson Correlation Güvenirlik katsayıları sonucunda; toplam ölçek puanı ile fiziksel (r = 0.858, P < 0.01) ve duygusal (r = 0.889, P < 0.01) alt ölçek puanları arasında kuvvetli ve olumlu yönde, fiziksel ile duygusal alt ölçek puanları arasında da (r = 0.528, P < 0.01) orta derecede ve olumlu yönde oldukça anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (Tablo 1). Bu veriler doğrultusunda, “Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçeğin” geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu belirlenmiştir.Tablo 2 incelendiğinde soru 4 (Bedenin gözle görülebilen yerlerindeki kesik ve yaralar istismarı düşündürmez)’ün ve soru 9 (İstismar edilen kadınlarda kalıcı sakatlıklar görülmez)’un düşük ve negatif yönde madde-toplam puan korelasyonu gösterdiği belirlenmiştir. Soru 4 için madde-toplam puan korelasyonu r = - 0.0133, madde çıktıktan sonraki ölçek alfası a = 0.7725’dir. Soru 9 için madde-toplam puan korelasyonu r = - 0.0541, madde çıktıktan sonraki ölçek alfası a = 0.7736’dır. Her iki sorunun toplam madde korelasyonu üzerinde negatif yönde bir etkisi olduğu görülmektedir. Toplam ölçek üzerinde negatif yönde etkisi olan soru 4 ve soru 9 çıkarıldığında ölçek puan ortalamasının (X = 18.3766 ± 5.2295) arttığı görülmektedir. Bu iki soru çıkarıldığında, ölçek iç tutarlılık katsayıları da yükselmektedir. Bu nedenle, araştırma sonucunda geliştirilen ölçek formunun, bundan sonraki araştırmalarda, bu maddelerin çıkarılmış şeklinin kullanılması önerilmektedir.

Tablo 2 : Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddeti Tanımalarına İlişkin Ölçeğin Madde Analiz Sonuçlarına Göre Dağılımı

Ölçek Soruları

Madde Çıktı Ölçek Ort.

Madde Çıktı Ölçek Varyansı

Madde Toplam Korelasyonu

Madde Çıktı Ölçek Alfası

S-1

17.9221

25.6279

.2906

.7577

S-2

17.8377

25.7578

.2639

.7591

S-3

17.6753

26.2468

.1891

.7626

S-4

18.0390

27.1880

.0133

.7725

S-5

17.5260

26.7477

.1276

.7645

S-6

17.5974

26.4512

.1689

.7632

S-7

18.0649

25.3422

.3824

.7532

S-8

17.7013

25.5573

.3304

.7557

S-9

18.1039

27.4019

.0541

.7736

S-10

17.9286

25.7661

.2631

.7591

S-11

17.8766

25.4683

.3214

.7560

S-12

18.0130

25.6992

.2892

.7578

Alfa = .7648

S-13

18.0519

25.6051

.3200

.7563

Varyans = 27.3474

S-14

17.5065

26.3954

.2419

7603

Madde Sayısı = 33

S-15

17.7532

26.5400

.1140

.7666

N = 154

S-16

17.6688

25.9354

. 2591

.7593

X = 18.3766 ± 5.2295

S-17

18.0649

26.5709

.1170

.7661

S-18

17.8701

26.0745

.1994

.7625

S-19

17.5130

26.3299

.2544

.7599

S-20

17.6688

25.5040

.3548

.7547

S-21

17.7273

25.7160

.2888

.7578

S-22

17.7273

25.4284

.3500

.7547

S-23

17.8052

24.9945

.4243

.7506

S-24

17.6299

24.9667

.5024

.7479

S-25

17.8117

26.4284

.1313

.7659

S-26

18.0325

25.2081

.3995

.7522

S-27

17.7857

25.3590

.3513

.7545

S-28

18.0130

25.7122

.2865

.7579

S-29

17.7792

25.4281

.3380

.7552

S-30

17.9416

24.9051

.4421

.7496

S-31

17.9481

24.9123

.4416

.7497

S-32

17.4545

26.9031

.1333

.7639

S-33

18.0130

26.6665

.0899

.7677

Veriler, Ege Üniversitesi Bilgisayar Merkezi’nde SPSS For Windows paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek’teki maddelere vermiş oldukları yanıtların değerlendirilebilmesi için, pozitif ifadelerde “Doğru” seçeneğine “1” puan, “Yanlış” seçeneğine “0” puan, negatif ifadelerde “Doğru” seçeneğine “0” puan, “Yanlış” seçeneğine “1” puan verilerek yanıtlar sayısal değerlere dönüştürülmüştür. Bu sayısal değerler kullanılarak, toplam ve iki alt boyuta (Fiziksel ve Duygusal) göre puan ortalamaları hesaplanmıştır. Ayrıca Doğru ve Yanlış cevaplardan alınan puanlar toplanarak, toplam ölçek ve fiziksel ve duygusal alt ölçekler için ayrı ayrı bir toplam puan elde edilmiştir. Toplam Ölçek puanı = 33, Fiziksel Alt Ölçek puanı = 15, Duygusal Alt Ölçek puanı = 18 olarak belirlenmiştir. (Ölçekten alınan puanlar, Toplam Ölçek için “0 ile 33”, Fiziksel Alt Ölçek için “0 ile 15”, Duygusal Alt Ölçek için “0 ile18”değerleri arasında değişmektedir.) Verilerin Değerlendirilmesi: Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçek’teki Toplam ve Alt Ölçekleri oluşturan maddelerin % 80 ve üzerini doğru bilen hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma konusundaki bilgileri “Yeterli”, % 50–79 arası doğru bilen hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma konusundaki bilgileri “Kısmen Yeterli”, % 50 ve daha azını doğru bilen hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma konusundaki bilgileri “Yetersiz” olarak değerlendirilmiştirHemşire ve ebelerin tanıtıcı özelliklerine ilişkin bulguların sayı ve yüzde dağılımları yapılmış, Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Toplam Ölçek ve Fiziksel-Duygusal Alt Ölçek puan ortalamaları ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Varyans Analizi ve İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi (t testi) yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma 04.06.2003 tarihinden itibaren Ege Üniversitesi Araştırma Fonu Yönetim Kurulu kararıyla 03/HYO/03 No’lu araştırma projesi olarak desteklenmiştir.BULGULAR VE TARTIŞMA Hemşire ve ebelerin sosyo-demografik özellikleri incelendiğinde; araştırma kapsamındaki hemşire ve ebelerin,% 50.6’sı 30-37 ve % 29.2’si 38-45 yaş grubunda olup, hemşire ve ebelerin yaş ortalaması 35.52 ± 6.17’dir. Buna göre; hemşire ve ebelerin orta yetişkinlik döneminde oldukları söylenebilir. Öztürk tarafından belirtildiği üzere; Erikson’un “İnsanın Sekiz Evresi” kuramına göre, orta yaş döneminde benliğin en önemli işlevi, özellikle mesleki ve sanatsal alanlarda üretkenlik ve yaratıcılıktır (17). Bu sonuç, hemşire ve ebelerin içinde bulundukları yaş dönemi olarak, mesleki bilgi ve deneyimlerinde olgunlaştıkları, bu bilgi ve deneyimlerini uygulama alanına aktarabilecekleri üretken ve yaratıcı bir dönemde olduklarını düşündürmektedir. Hemşire ve ebelerin büyük bir çoğunluğunun (% 90.9) evli olduğu ve evli olanların 1/3’e yakınının 11-15 yıl, % 12.3’ünün 0-5 yıl, % 11.0’inin 21 ve daha fazla yıl evli olduğu görülmektedir. Hemşire ve ebelerin büyük bir çoğunluğunun evli olması; evlilik süreci, aile fonksiyonları, aile üyeleri arasındaki yetki ve rol paylaşımı, aile içi iletişim ve etkileşim gibi konularda deneyim sahibi olmalarını sağlamaktadır. Bu durum da aile içi ve kadına yönelik şiddet olgularını anlamalarını ve daha etkili bir yaklaşımda bulunmalarını kolaylaştırabilir.Hemşire ve ebelerin % 75.3’ü kendilerini orta, % 23.4’ü düşük ve % 1.3’ü yüksek sosyal tabakada algılamaktadır. Taşdemir, Berns tarafından yapılan araştırmalarda, içinde bulunulan sosyal tabaka algısı gibi sosyo-kültürel değişkenlerin iş doyumu ve buna bağlı olarak mesleki verimlilik üzerinde etkili olduğunu saptanmıştır (18). Buna göre; kendilerini büyük bir çoğunlukla orta ve düşük sosyal tabakada algılayan hemşire ve ebelerin, mesleki verimlilik açısından motivasyonları olumsuz yönde etkilenebilir.Hemşire ve ebelerin mesleki özellikleri incelendiğinde; araştırma kapsamında yer alan hemşire ve ebelerin, yarısından fazlasının (% 55.8) Önlisans, % 40.9’unun Sağlık Meslek Lisesi ve çok az bir kısmının da (% 3.2) Hemşirelik Yüksekokulu mezunu olduğu görülmektedir. Hemşire ve ebelerin yarısından fazlasının önlisans mezunu olmaları, meslek lisesi mezunu hemşirelerin atamasının Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmasının ardından, eğitim düzeyini yükseltmek amacıyla, kendilerine tanınan önlisans eğitiminden yararlanma hakkından kaynaklanmış olabilir.Hemşire ve ebelerin mesleki özellikleri incelendiğinde; % 37.0’sinin ebe-hemşire, % 34.4’ünün hemşire ve % 28.6’sının ebe olduğu saptanmıştır. Hemşire ve ebelerin % 40.9’u hemşire ve ebe olarak çalışmaktan kısmen memnun, % 34.4’ü memnun, % 8.4’ü de çok memnun olduğunu ve % 9.1’i memnun olmadığını, % 7.1’i ise hiç memnun olmadığını belirtmişlerdir. Taşdemir tarafından, hastanede çalışan hemşirelerin empatik eğilimi ve iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan araştırmada da (1999), hemşirelerin mesleğin kendilerine uygun olup olmadığına ilişkin görüşleri ile ilgili bulgular bu çalışmadaki bulgularla benzerlik göstermektedir. Yine aynı çalışmada, mesleğin kendisine uygun olduğunu düşünen hemşirelerin genel iş doyumlarının yüksek olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (P < 0.05) (18). Pişmişoğlu tarafından yapılan araştırmada ise, mesleğinin kendilerine uygun olduğunu düşünen hemşirelerin empatik eğilimlerinin yüksek olduğu bulunmuştur (19). Bu araştırma sonuçları, hemşire ve ebelerin yarısından fazlasının bu meslekte çalışmaktan memnun olmamasının (memnuniyet oranlarının düşük olmasının), iş doyumlarını ve empati düzeylerini olumsuz etkilediğini düşündürmektedir. Bu durumun da, şiddete uğrayan kadınları anlamayı, tanımayı ve verilen hizmetin kalitesini olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir. Yeterli ölçüde yada hiç müdahale edilmeyen her istismar vakasının gizli kalarak, nesilden nesile aktarıldığı düşünüldüğünde, hemşire ve ebelerin mesleki eğitim ve çalışma yaşamlarına ait sorunların ivedilikle çözümlenmesi gerekmektedir.Hemşire ve ebelerin kadına yönelik şiddetle ilgili eğitim alma, karşılaşma durumları ve kendi yeterlilik algıları incelendiğinde; araştırma kapsamında yer alan hemşire ve ebelerin büyük bir çoğunluğu (% 92.9) mesleki eğitimleri sırasında kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak ders almadıklarını ve yine % 92.2 gibi büyük bir oranı da ilgili konuda, çalışma süreleri içinde herhangi bir hizmet içi eğitim almadıklarını belirtmişlerdir (Grafik 1, Grafik 2). Uysal tarafından 1998 yılında Bornova bölgesinde birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hemşire ve ebelerle çocuk istismarı ve ihmali konusunda yapılan bir çalışmada da benzer sonuçlar elde edilmiş olup, hemşire ve ebelerin büyük çoğunluğu öğrenimleri sırasında, çocuk istismarı ve ihmali konusunda eğitim almadıklarını bildirmişlerdir (20). İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde de, bugüne kadar bölgede kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak herhangi bir hizmet içi eğitim programının düzenlenmemiş olduğu belirtilmiştir. Bu sonuçlar, bireyin ve toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkileyen ve toplumsal bir sorun olan şiddetin önlenmesinde, oldukça önemli bir konuma sahip olan hemşire ve ebelere, gerek mesleki eğitimleri sırasında, gerek çalışma süreleri içerisinde kadına yönelik şiddet olgularını saptamada çok önemli bir yer tutan eğitime gerekli önemin verilmediğini göstermektedir.Grafik 1: Hemşire Ebelerin Kadına Yönelik Şiddete Grafik 2: Hemşire Ebelerin Kadına Yönelik Şiddete İlişkin Öğrenimleri Sırasında Eğitim Alma İlişkin Hizmet İçi Eğitim Alma Durumlarına Göre Dağılımı Durumlarına Göre Dağılımı Hemşire ve ebelerin yarısından fazlasının (% 66.9) kadına yönelik şiddet konusunda bilgi almaya açık olduklarını belirtmesinin olumlu bir sonuç olduğu düşünülmektedir.Grafik 3: Hemşire Ebelerin Kadına Yönelik Şiddetle Grafik 4: Hemşire Ebelerin Kadına Yönelik Şiddetle Konusuyla İlgili Bilgi Alma Gereksinimlerine Karşılaşma Durumlarına Göre Dağılımı Göre Dağılımı

Araştırmaya katılan hemşire ve ebelerin % 67.5’i kadına yönelik şiddet olgusuyla karşılaştıklarını ve % 32.5’i karşılaşmadıklarını belirtmişlerdir (Grafik 4). Demir ve Özkan makalelerinde, ülkemizde Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından yapılan araştırmada (1994), kentlerde yaşayan kadınların % 62’sinin, kırsal alanda yaşayanların ise % 49’unun eşlerinin psikolojik şiddetine maruz kaldıklarını belirtmişlerdir (21). Yanıkkerem ve Arıkan makalelerinde (2000), Türkiye’de kadın sığınma evlerinde yapılan 900’den fazla kadının katılım gösterdiği bir araştırmada da, kadınların yaklaşık % 70’inin şiddet kurbanı olduğunu belirtmektedirler (22). Bu bilgiler ışığında, araştırmamızda saptanan hemşire ve ebelerin şiddet olgusuyla karşılaşma oranlarının, Türkiye’de kadına yönelik şiddet olgularının görülme oranı ile benzerlik gösterdiği görülmektedir.

Tablo 3 : Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Konusunda Kendilerini Yeterli Algılama Durumlarına Göre Dağılımı

YETERLİLİK ALGISI

SAYI

YÜZDE

Çok Yeterli Yeterli Kısmen Yeterli Yeterli Değil Hiç Yeterli Değil

6 38 69 36 5

3.9 24.7 44.8 23.4 3.2

TOPLAM

154

100.0

Hemşire ve ebelerin, % 44.8’i kadına yönelik şiddet konusuna ilişkin kendisini kısmen yeterli, % 28.6’sı yeterli-çok yeterli bulduğunu ve % 26.6’sı yeterli bulmadığını-hiç yeterli bulmadığını belirtmiştir (Tablo 3).Kadına yönelik şiddet olgusu ile karşılaşan hemşire ve ebelerin, % 28.8’i karşılaştıkları olgularda şiddete maruz kalan kişiyi bilgilendirdiğini, % 26.9’u psikolojik olarak rahatlattığını, % 1.9’u tedavisini yaptırdığını ve % 11.6’sı hiçbir şey yapmadığını belirtmiştir (Grafik 5). Hemşire ve ebelerin yarısından fazlasının (% 57.6) karşılaştıkları şiddet olgularına müdahale etmelerine karşın, % 11.6’sının hiçbir şey yapmamasında, konuya ilişkin mesleki bilgi eksikliklerinin yanısıra, şiddet olgularına yaklaşımda yasal ve sağlık sistemine ilişkin hizmet organizasyonlarının yetersizliğinin de etkili olduğu düşünülmektedir. Grafik 5: Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Olgularında Verdikleri Hizmetlere Göre Dağılımı

Tablo 4 : Hemşire ve Ebelerin Kadına Yönelik Şiddet Belirtilerini Tanımalarına İlişkin Ölçeğin Alt ve Toplam Ölçek Puan Ortalamalarına Göre Dağılımı

ALT ÖLÇEK VE TOPLAM PUAN ORTALAMALARI

X

Ss

Min

Max

Fiziksel Belirtiler Alt Ölçek Duygusal Belirtiler Alt Ölçek Toplam Ölçek

7.4810.9018.38

2.813.165.23

0.01.01.0

15.018.030.0

Hemşire ve ebelerin, kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımalarına ilişkin ölçeğin fiziksel belirtiler alt boyutundan aldıkları puanlar 0 ile 15 arasında değişmekte olup, fiziksel belirtiler alt ölçek puan ortalaması X = 7.48 ± 2.81, duygusal belirtiler alt boyutundan aldıkları puanlar 0 ile 18 arasında değişmekte olup, duygusal belirtiler alt ölçek puan ortalaması X = 10.90 ± 3.16 ve tüm ölçekten aldıkları puanlar 0 ile 33 arasında değişmekte olup, toplam ölçek puan ortalaması X = 18.38 ± 5.23 olarak bulunmuştur. Fiziksel alt boyuttan alınabilecek en yüksek puan olan 15, duygusal alt boyuttan alınabilecek en yüksek puan olan 18 ve tüm ölçekten alınabilecek en yüksek puan olan 33’e göre değerlendirildiğinde; ebe ve hemşirelerin kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımada yeterli olmadıkları ve bu konuda bilgilendirilmeye gereksinimleri olduğu düşünülmektedir (Tablo 4). Hemşire ve ebelerin, kadına yönelik şiddet belirtilerini tanıma konusunda yeterli olmamaları, varolan kadına yönelik şiddet olgularını tanılayamamalarına ve buna bağlı olarak söz konusu şiddet süreçlerini durduramamalarına neden olacaktır. Durdurulamayan her olgu da, gelecek kuşaklara aktarılarak, bireylerin, ailelerin ve toplumun fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkileyeceğinden; özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde çalışan hemşire ve ebelerin en kısa süre içerisinde bilgi alma gereksinimlerinin karşılanması gereklidir.Hemşire ve ebelerin yaş gruplarına göre kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımalarına ilişkin fiziksel, duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamaları incelendiğinde; 46-54 yaş grubunda bulunan hemşire ve ebelerin fiziksel belirtiler alt ölçek puan ortalamalarının, duygusal belirtiler alt ölçek puan ortalamalarının ve toplam ölçek puan ortalamalarının, diğer yaş grubundaki hemşire ve ebelerin fiziksel, duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamalarından daha yüksek olduğu görülmektedir. Yapılan varyans analizinde fiziksel alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamalarındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (Ffiziksel = 2.996, P < 0.05), (Ftoplam = 2.643, P < 0.05), duygusal belirtiler alt ölçek puan ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (Fduygusal = 1.301, P > 0.05). Yapılan ileri analizde de, bu farkın 46-54 yaş grubu hemşire ve ebelerin fiziksel belirtiler alt ölçek puan ortalamalarının diğerlerinden daha yüksek olmasından kaynaklandığı saptanmıştır ( P < 0.05). Hemşire ve ebelerin medeni durumlarına göre kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımalarına ilişkin fiziksel, duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamaları incelendiğinde; dul/boşanmış/ayrı yaşayan hemşire ve ebelerin fiziksel belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamalarının, evli ve bekar hemşirelerin fiziksel belirtiler alt ölçek puan ortalamalarından daha yüksek olduğu, duygusal belirtiler alt ölçek puan ortalamalarının ise daha düşük olduğu görülmektedir. Ancak, yapılan analizde medeni durumları ile fiziksel, duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamaları arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (Ffiziksel = 1.146, P > 0.05, Fduygusal = 0.222, P > 0.05, Ftoplam = 0.434, P > 0.05). Bu bulguya göre; bu araştırmada, dul/boşanmış ve ayrı yaşayan hemşire ve ebelerin fiziksel alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamalarının daha yüksek olmasında, kadına yönelik şiddet olgularına, bireysel yaşantılarının sağladığı deneyimler ışığında yaklaşmış olabilmelerinin etkisinin olduğu düşünülmektedir.Hemşire ve ebelerin mezun oldukları okullara göre kadına yönelik şiddet belirtilerini tanımalarına ilişkin fiziksel ve duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (Ffiziksel = 1.319, P > 0.05, Fduygusal = 2.165, P > 0.05, Ftoplam = 0.112, P > 0.05). Bu bulgular, hemşire ve ebelerin mezun oldukları okulların, fiziksel belirtiler ve duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamalarını etkilemediğini göstermektedir. Hemşire ve ebelerin, mesleki eğitim programları içerisinde, kadına yönelik şiddet ve belirtilerini tanıma ile ilgili ders içeriklerinin yer almamasının yada bu derslerin yetersiz olmasının bu sonucun oluşmasında etkili olduğu düşünülmektedir.İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde de, Sağlık Meslek Liseleri’nin eğitim müfredatlarında, şiddet ile ilgili olarak herhangi bir ders programının veya ders içeriğinin yer almadığı belirtilmiştir.Hemşire ve ebelerin görevlerinden memnun olma durumlarına göre fiziksel belirtiler alt ölçek puan ortalamaları arasında yapılan analizde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken (Ffiziksel = 2.572, P < 0.05), duygusal belirtiler alt ölçek ve toplam ölçek puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı