Premenstruel sendrom, kadınlarda adet döngüsünün bir döneminde memelerde şişkinlik, başağrısı,  halsizlik ve kilo alımı, çökkünlük, sinirlilik gibi belirtilerin ortaya çıkması ve adetin başlaması ile sonlanması ile izlenen  bir tablodur. 

 

 Temel belirtileri şu şekilde sıralanır:

  • Belirgin depresif mizaç, umutsuzluk hissi veya kendini aşağılayıcı düşünceler.
  • Belirgin anksiyete, gerginlik, uçurumun kenarında olma hissi.
  • Aniden üzüntülü veya ağlamaklı olma
  • Sürekli belirgin sinirlilik, irritabilite veya insanlar arası ilişkilerde bozulma.
  • Günlük aktivitelere ilgi azalması.
  • Konsantre olmada zorlanma.
  • Çabuk yorulma, halsizlik, enerji azlığı hissi.
  • İştahta değişiklik, fazla yeme veya belirli yiyecekler arama.
  • Çok uyuma veya uykusuzluk.
  • Kontrolün kaybedileceği hissi.
  • Fiziksel belirtiler, memelerde hassasiyet veya şişme, baş ve eklem ağrıları, karında şişkinlik hissi.

Bu belirtiler kadınların %80'inde görülmekle beraber yaklaşık %5 kadında klinik olarak anlamlı olacak şekilde şiddetlidir. Belirtiler genellikle yirmili yaşlarda başlar, önce giderek şiddetlenir, ama  menopoza yaklaştıkça da azalır.
Doğurganlık dönemindeki kadınlarda premenstruel belirtiler oldukça sıktır, hastalık kabul edilmez. Vücuttaki normal hormon değşişime verilen bir cevaptır. Kadınların yarıdan fazlasında, hatta bazı araştırmalara göre % 95’inde adet öncesi belirtiler izlenir. Fakat bir kısım kadında belirtiler şiddetlidir. Bunun sebebi hormon düzeyindeki değişikliklere bedenin ve sinir sisteminin aşırı duyarlı olmasıdır. İşte bu durumda Premenstrüel disforik bozukluktan, yani tedavi gerektiren bir hastalıktan bahsedilir. Depresyonu olan kadınlarda premenstrüel belirtiler daha şiddetli ve premenstrüel sendrom daha sık bulunmuştur.

Cerrahi olarak yumurtalıkların alındığı ve kişinin doğal olmayan yollarla menopoza girdiği durumlarda da premenstrüel senrom belirtileri ortadan kalkar. Bu hastalığın, ve tabi belirtilerin, hormon dengesine bağlı olduğunu düşündürür. Fakat, stres, olumsuz yaşam olayları,
evlilik sorunları, kişinin başetme gücünün az olması da premenstrüel belirtilerin ortaya çıkmasını tetikler.
Premenstrüel disforik bozukluk tanısı olan hastalarda tedavideki temel hedef belirtilerin azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır. Tedaviye dönük olarak ilaç tedavileri ve psikoterapiler uygulanır. İlaç tedavileri, hormonlarla tedavi ve antidepresan kullanımı olarak ikiye ayrılır. Birçok durumda, bu iki grup ilaç birlikte kullanılır. Bazı hekimler, antidepresanları sadece adetten önceki on gün kullanıp, adetin başlaması ile keserler. eğer ilaç uzun etkili bir preperatsa ve ilaç kesildiğinde, vücut ilacı aramıyorsa, bu kullanım biçimi de, düzenli hergün antidepresan alma kadar başarılıdır. Fakat eşlik eden bir depresyon ya da kronik stres olduğu durumlarda bu teknik işe yaramayacaktır.
Psikoeğitim ile hastanın ve ailesinin bilgilenmesi sağlanır. Aile, bu durumun, kadının elinde olmadığını, naz ya da kapris yapmadığını bilirse, biraz daha fazla destek olarak, daha kolay atlatmasını sağlayabilirler. Stres yönetimi, gevşeme egzersizleri ve bilişsel davranışçı psikoterapinin de tedavide yeri vardır.
Premenstrüel sendrom tedavisinde bazı diyet önerileri de yapılır. ancak tuzun azaltılması dışında, diğer takviyelerin belirgin etkisi görülmemiştir, bir biri ile çelişen sonuçlar alınmıştır. Yine de bu takviyeleri saymak gerekirse, kalsiyum, B6 vitamini ve B1 vitamini alımı sayılabilir.

Muayene&Terapi

Psikiyatrist Prof.Dr. Oğuz Berksun
0312 446 45 60

Uzm.Psk. Seda Haran
0312 446 45 60

Harita İçin Tıklayınız

Muayenehaneye Nasıl Ulaşırsınız

1447885
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Tüm Zamanlar
2412
3490
10901
581613
72181
89445
1447885

Your IP: 157.56.92.141
Server Time: 2014-04-23 18:19:23